Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1531 E. 2020/3891 K. 24.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1531
KARAR NO : 2020/3891
KARAR TARİHİ : 24.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Kal

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Dava dilekçesinde, davalıya ait 938 parsel sayılı taşınmaz ile davacıya ait 3984 parsel sayılı taşınmazın komşu olduğu, davalının taşınmazının davacıya ait taşınmaza tecavüzlü olduğu ileri sürülerek haksız elatmanın önlenmesi ile ağaçların kal’ine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı vekili ise, taşınmazların sınırını davacı ile davalının birlikte tespit ettikleri ve elatma olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, keşif sonucu sunulan fen bilirkişi raporuna göre, taşınmazların bulunduğu pafta üzerinde ilk tesis paftası ile daha sonraki paftalar arasında tersimat hatası olduğu, ilk tesis paftasına göre davalıya ait 938 parsel sayılı taşınmazın davacının taşınmazına bir tecavüzünün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal (yıkım) isteklerine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile özellikle hükme esas alınan fen bilirkişileri … ile …’un 17.04.2015 tarihli raporlarına göre, dava konusu …ili …İlçesi … Mahallesi 4.660,00 m2 yüzölçümlü 3984 nolu parselin tapuda Ramazan oğlu … (davacı) adına kayıtlı, 938 nolu parsel ise 20.950,00 m2 yüzölçüm ile Bekir oğlu … (davalı) adına kayıtlı olduğu, zeminde davalı ve davacının yer göstermesi ile yapılan ölçüme göre (her iki tarafın aynı sınırı gösterdikleri ve mevcut sınırda herhangi bir ihtilafın söz konusu olmadığı) ancak paftasına zemin ölçülerinin tam olarak yansıtılmadığı ve hatalı tersimat neticesi paftanın oluşturulduğu sonradan yapılan ifrazında bu şekilde hatalı olarak oluşturulan paftadan yapıldığı ayrıca 19.10.2012 tarihinde lisanslı büro tarafından düzenlenen aplikasyon krokisinin de yine hatalı paftaya dayanarak düzenlendiğinin kadastro paftasına ve ekte sunulan aplikasyon krokisine göre 938 nolu parsel maliki tarafından kullanılan krokide kırmızı renkte taralı olarak gösterilen 0088,00 m2’lik kısmın 3984 nolu parsele tecavüzlü görünmekte ise de ilk tesis kadastrosuna ait tahdit paftasında görüleceği üzere parsel cephesinin 55 metre olduğu, ancak kadastro paftasına aktarılırken 58 metre olarak işlendiği, saptanmıştır. Bunun sebebinin de kadastro sırasında yapılan ölçü ve tersimat hatası olduğu belirlenmiş olup tersimat hatasının giderilmesi bakımından taraflarca herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5304 sayılı Yasa ile değişik 41. maddesi ve Kanun’un tatbik şeklini gösteren 20.04.2006 tarihli yönetmeliğin 6. maddesi hükmü gereğince, ölçü, hesaplama, tersimat ve sınırlandırma hatalarından kaynaklanan yanlışlıkların ve eksikliklerin hangi usul ve esaslar dairesinde ve hangi mercii tarafından düzeltileceği öngörülmüş olup, bu düzenlemelere göre; kadasto sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerde geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda belirtilen sebeplerden ötürü meydana gelecek hataların ilgilisinin Kadastro Müdürlüğü’ne müracaatı üzerine veya müdürlükçe re’sen düzeltilmesi, sonucunun ise taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ edilmesi öngörülmüş, ilgilisi tarafından tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde düzeltmenin kaldırılması için Sulh Hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltmenin kesinleşeceği yasaca benimsenmiştir.
O halde, tersimat hatalarının düzeltilme işlemlerinde yasal olarak ve öncelikle idarenin (Kadastro Müdürlüğünün) görevli ve yetkili olduğu ve idarece tersimat hatasının düzeltilmesine yönelik tasarrufun sonucu itibariyle eldeki davayı etkileyeceği kuşkusuzdur.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince; davacı, davalının taşınmazına haksız olarak müdahale ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece tersimat hatası olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de eldeki davanın çözüme kavuşturulabilmesi bakımından öncelikle tersimat hatasının giderilmesinin gerekeceğinde kuşku yoktur. Buna göre taraflara 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi gereğince idareye (Kadastro Müdürlüğü’ne) başvurarak hatanın düzeltilmesi için imkan tanınması, başvurmaları hâlinde orada belirlenecek çap durumu gözetilmek suretiyle bir hüküm kurulması, başvurmamaları ve tersimat hatasının düzeltilmemesi durumunda mevcut çap kaydına itibar edilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacının yazılı temyiz itirazları yukarıda gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.