YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2103
KARAR NO : 2019/4516
KARAR TARİHİ : 02.05.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (3. Kişi) :
DAVALI (Alacaklı) : …
(Borçlu) : …,
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirketin 02/03/2011 tarihli ruhsat devir sözleşmesi ile borçludan devraldığı yurt işletmesini aynı adreste işletmeye devam ettiğini, müvekkili şirketin kira ödemelerini alacaklıya ödediğini, borçlu için yapılan hacizde müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini belirterek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ile davacı arasında organik bağ olduğunu, devir bedelinin sembolik olduğunu, muvazaalı işlemler yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz adresinin ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına ve vergi kayıtların göre davalı şirketin resmi adresi olduğu, ispat yükü de nazara alınarak, muvazaa iddialarının netleşemediği gerekçesi ile, davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Haciz, ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmıştır. 2.3.2011 tarihinde borçlu şirket haciz yapılan yurdu 1.000,00 TL devir bedeli ile tüm haklarıyla birlikte devretmiş ise de ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu şirket 5.4.2012 tarihinde haciz adresinden ayrılmıştır. Öte yandan, dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde; üçüncü kişi şirket borcun doğumundan hatta takip talebinden sonra kurulmuş olup, üçüncü kişi şirket yetkilisi ve 7.11.2012 tarihi itibari ile üçüncü kişi ortağı olan Tuğba, borçlu Gökhan’ın eşi olduğu gibi, borçlu şirkette de ortak iken, 5.4.2012’de hisselerini eşi olan Gökhan’a devrederek ortaklıktan ayrılmıştır. Hisse devrinin yapıldığı tarih, borcun doğumundan sonraki tarihi taşımaktadır. Ayrıca, 5.4.2012 tarihli ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlu şirkette, borçlu Gökhan’ı vekaleten temsil eden …aynı zamanda üçüncü kişi şirketin ortağı iken, 7.11.2012 tarihinde hisselerini Tuğba’ya devretmiştir. Bu durumda, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Ne var ki, davacı üçüncü kişi, alacaklı lehine olan karinenin aksini ispat edebilecek herhangi bir delil dosyaya sunmamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.