YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2304
KARAR NO : 2021/3011
KARAR TARİHİ : 31.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Talebiyle Başlatılan Takibe İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davalı … ve … yönünden husumetten reddine diğer davalı … bakımından kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; … ilçesi, 28012 ada 5 parselde kayıtlı taşınmazın tapuda müvekkili ve kardeşlerine ait olduğunu, davalıların ise söz konusu taşınmazda bulunan 2 katlı evde işgalci olarak oturduklarını ve taşınmazı boşaltmadıklarını, aylık 100 TL kira bedeli ödemeleri için davalılara Antalya 10. Noterliğinden 19.11.2013 tarihli ve 36763 yevmiye numarası ile ihtarname gönderildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapmadıklarını, bu doğrultuda 2011 Ocak ayından itibaren biriken kira bedeli 4.000 TL için Antalya 14. İcra Müdürlüğünün 2013/11330 Esas sayılı dosyası ile 28.11.2013 tarihinde takip başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … ve …; henüz reşit olmadıklarını, diğer davalı …’ın çocukları olduklarını, açılan davanın bu nedenle reddi gerektiğini belirtmişler, davalı … ise; icra takibi yapılan yerin, davacı … ve kendisinin muris babası …’ın zilyetliğinde iken, ölümü ile mirasçılarına kaldığını, 2/B kapsamında olan bir yer ve tapusunun alınma aşamasında olduğunu, davacının talebinin taşınmazın Maliye Hazinesine ait olduğu zamana ilişkin olduğunu, bu nedenle Maliye Hazinesine ait bir yer nedeniyle ecrimisil istenemeyeceğini, çekişme konusu yerde muris …’ın sağlığından beri ikamet ettiklerini, muris …’ın bu ev ve müştemilatını ikamet etmesi ve kullanması için kendisine bıraktığını, taşınmazda davacının zilyetliğini engellemediklerini, bu yerden 2/B kapsamında Şerife’nin hisse satın aldığını, bu nedenle zilyetliğinin devam ettiğini belirtilerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı … ile ilgili olarak, her ne kadar taşınmazın maliki Hazine ise de tapunun beyanlar hanesinde taşınmazın zilyedinin davacıların murisi olduğunun şerh olarak yazıldığı, tüm mirasçıların taşınmazda bu durumda babalarının ölümünden sonra hak sahibi oldukları, muris …’ın ölüm tarihinin 15.01.2011 olduğu, davacının, murisi …’ın ölümünden itibaren ecrimisil isteyebileceği, davacının takipten önce, davalı …’a 19.11.2013 tarihinde ihtarname göndererek babalarının ölüm tarihinden itibaren taşınmazı kullanmasına razı olmadığını açıkça bildirdiği belirtilerek, bilirkişilerce babanın ölüm tarihi olan 15.01.2011 ila takip tarihi olan 28.11.2013 arasındaki dönem için belirlenen ecrimisil miktarı doğrultusunda davanın kabulüne, itirazın 1964,09 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak …’la ilgili takibin devamına, …’ın çocukları olan diğer davalılar … ve …’ın babaları ile birlikte oturdukları, bekar oldukları ve onun emir ve talimatı doğrultusunda hareket ettikleri, bu sebeple ecrimisil yükümlüsü sayılamayacakları, taşınmazın asıl kullanıcısının … olduğu kanaati ile de anılan davalılar bakımından davanın pasif husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arası ecrimisile ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 28012/5 parsel sayılı taşınmazın ecrimisil istendiği dönemde Maliye Hazinesi adına, tarla niteliğinde ve 869,79 m2 olarak tapuda kayıtlı olduğu, beyanlar hanesinde “… oğlu 1934 doğumlu …’ın kullanımında olup, üzerindeki ev kendisine aittir.” şerhinin bulunduğu, davacı … ve davalı …’ın murisi olan …’ın 15.01.2011 tarihinde öldüğü, murisin ölümünden sonra çekişme konusu yerdeki ev ve müştemilatlarının (169,25 m2) davalı … ile çocuklarının, evin arka tarafındaki boş kısmın bir bölümünün (104,97 m2) ise dava dışı mirasçı … tarafından kullanıldığı, taşınmaz üzerinde davacı … takipten sonra 25.06.2014 tarihinde, davalı … ise 07.04.2015 tarihinde 6292 sayılı Kanun gereği Hazineden hisse satın alarak paydaş oldukları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Bu ilke doğrultusunda somut olayı incelediğimizde; davacının keşifte “….bizi içeriye sokmama gibi bir durum yoktur. Bana sadece bir göz odada kalabilirsin şekilde söz söylediler ancak iki ailenin eski bir evde kalması mümkün değildir.” şeklinde beyanda bulunduğu, yine davalı tanığı …’ın -evin arka kısmındaki boş alanı kastederek- “….samanların bulunduğu kısmı ben kullanıyorum. Burada davacıya da yer ayırdık. Ancak o kullanmadı….., …..Biz Bayramla birlikte diğer kardeşlerimize de buraya gelin kalın dediğimiz halde gelmemişlerdir. Evi beğenmemişlerdir…..” şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmekle, davacıya çekişme konusu taşınmaz üzerinde bir yer gösterildiği halde kullanmadığı diğer bir deyişle davacının çekişmesiz olarak kullanabileceği bir kısım yer olduğu anlaşıldığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Bu doğrultuda; ecrimisilin intifadan menin gerçekleştiği tarih ile takip tarihi arasında belirlenmesi gerekirken, murisin ölüm tarihi olan 15.01.2011’den itibaren ecrimisil hesaplanan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.