Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/275 E. 2019/8716 K. 08.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/275
KARAR NO : 2019/8716
KARAR TARİHİ : 08.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl davada men’i müdahale talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin reddine, birleşen davada faydalı masraflara ilişkin istemin kısmen kabulüne, tazminat isteminin reddine dair kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Asıl davada davacı vekili, davalı ile vekil edeni arasında 147 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu binada bulunan 5 ve 6 numaralı bağımsız bölümler için harici satım anlaşması yapıldığını, 260.000,00 TL bedel konusunda anlaştıklarını, anlaşma gereği bedel peşin ödenmesi gerekirken davalının 185.500,00 TL’ yi ödediğini ve dairelere taşındığını, geri kalan bedelin ihtara rağmen ödenmediğini, davalının ödediği 185.500,00 TL’nin 01.02.2013 tarihinde davalıya idade edildiğini, davalının ödemeyi geri almasına rağmen 46 aydır devam ettirdiği işgale son vermediğini belirterek, davalının haksız işgaline son verilmesini ve işgal döneminden başlayarak şimdilik 1.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davanın ise reddini savunmuştur.
Birleşen davada davacı vekili, vekil edeni ile davalı (asıl dosyanın davacısı) arasında 08.06.2009 tarihinde, davacının maliki olduğu 5 ve 6 numaralı bağımsız bölümlerin satışı hususunda anlaştıklarını, satış bedeli olarak 189.500,00 TL bedel belirlediklerini, bu anlaşma ile davalıya, bedele mahsup edilmek üzere elden 4.000,00 TL kapora verildiğini, kalan 185.500,00 TL’ nin de davacı hesabına yatırıldığını, dava konusu dairelerin bir kısım eksikliklerine rağmen inşaat yönüyle büyük ölçüde tamamlanmış olarak davalı tarafından vekil edenine teslim edildiğini, ancak tapularının devredilmediğini ve davalının anlaşmaya aykırı olarak vekil edeninden 70.000,00 TL daha ek bedel talep ettiğini belirterek, kaparo olarak verilen 4.000,00 TL ‘nin ödeme tarihi olan 08.06.2009’dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp vekil edenine verilmesine, yine vekil edenine iade edilen 189.500,00 TL’nin, 60.890,38 TL miktarındaki işlemiş yasal faiz alacağı ile dairelere yapılan 7.000,00 TL tutarındaki faydalı ve zaruri imalat masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, asıl davanın ise reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davacı birleşen davalının dava konusu taşınmazlara yönelik davası konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, asıl davalı birleşen davacının dava konusu her iki daireye yapmış olduğu faydalı yatırım olarak gözüken ve bilirkişi raporu ile de tespit edilen 6.203,00 TL nin davacı birleşen davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davalı birleşen davacıya verilmesine, asıl davacı birleşen davalının ecrimisil, asıl davalı birleşen davacının da faiz isteminin denkleştirici … ilkesi gereğince karşılıklı olarak reddine dair verilen kararı, taraf vekilleri temyiz etmiş, hükmün Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmesi üzerine, ilama karşı asıl davalı birleşen davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, asıl davalı birleşen davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair karar düzeltme istemleri yerinde görülmemiştir.
2. Asıl dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleşen dava, harici satım sözleşmesine dayalı olarak iade edilen 185.500 TL’ nin faizi olan bedelin ve elden ödenen 4.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte asıl davalıdan tahsili ile dava konusu yerlere yapılan masrafların tazminine ilişkindir.
Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Asıl davalı birleşen davacı vekili, dava dilekçesinde, davacı tarafa elden yapılan 4.000,00 TL ile ilgili yemin deliline dayandığını belirtmiştir.
Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK’nin 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle, yemin sorusunun yeteri kadar açık bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir, yemin sorusunu ve formülünü ise hakim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hakim yemin teklif edenin belirttiği hususlardan yararlanır. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hakim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki HMK mad. 229 hükmünde belirtilen yemin eda etmemenin sonuçlarının uygulanabilmesi için 228. madde gereği yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile muhatabın geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarının yazılmış olması gerekir.
Somut olayda, asıl davalı birleşen davacı vekili, dava dilekçesinde, asıl davacıya 4.000,00 TL elden ödeme yapıldığını ancak asıl davacının bu durumu inkar etmesi halinde, asıl davacıya yemin teklif edeceklerini belirterek, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış, Mahkemece 20.02.2014 tarihli celse de, asıl davacıya yemin ihtarı çıkarılarak elden ödendiği iddia edilen 4.000,00 TL’nin alınıp-alınmadığı konusunda yeminin yaptırılması için talimat Mahkemesine müzekkere yazılmasına karar verilmiş, talimat Mahkemesince asıl davacıya tebligat yapılmış, sonrasında ihzar düzenlenmiş, sonucunda yapılan davetiyeye rağmen taraf duruşmaya gelmediğinden, talimat evrakı Mahkemesine iade edilmiştir. Ancak, talimat Mahkemesince, asıl davacıya yapılan tebligat az yukarıda açıklanan HMK’nin 228. maddesine aykırı olarak yapılmıştır. Bu nedenle de, yemin delili ile yeminden kaçınmanın hukuki sonuçlarının eldeki dava için gerçekleştiğini söyleyebilme olanağı yoktur. O halde, Mahkemece, tüm bu hususlar düşünülmeden, asıl davacı birleşen davalının yemin teklifinden kaçındığını belirtmesi yanlış olduğu gibi birleşen davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile elden ödenen 4.000,00 TL’ye ilişkin talebin bu sebeple reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
O halde, yemin teklif edilen tarafın usulünce yemine davet edilmesi (HMK mad. 228) ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu hususta eksik inceleme ile hüküm kurulması yanlış olmuştur.
Yine, kabule göre de, yemin davetiyesinin usulüne uygun olduğu düşünüldüğünde, asıl davacı birleşen davalının, yeminden kaçınması, asıl davalı birleşen davacının iddasını ispat etmiş sayılacağı anlamına geleceğinden, Mahkemece, yemin teklif eden asıl davalı birleşen davacının iddasını ispatlayamadığı gerekçesi ile talebinin reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Bu durumlar karşısında, Mahkemece, usulüne uygun yemin davetiyesi düzenlenmemesine ve yeminden kaçınmanın hukuki sonuçlarının hatalı değerlendirilmesi nedeni ile, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekir iken, Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı onama ilamının maddi hataya dayalı olduğu bu sefer yapılan incelemede anlaşıldığından, asıl davalı birleşen davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne, açıklanan nedenlerle, Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas 2018/14630 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, asıl davalı birleşen davacı vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, asıl davalı birleşen davacı vekilinin karar düzeltme talebinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı Onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün 2. bendindeki nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.