Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2781 E. 2019/6759 K. 02.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2781
KARAR NO : 2019/6759
KARAR TARİHİ : 02.07.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, dava konusu 2218 parsel sayılı taşınmazın (yeni 7674) vekil edeni ile davalıların ortak murisi … adına tapuda kayıtlı olduğunu, murisin diğer mirasçılarının dava konusu taşınmazı 13/03/1970 tarihinde vekil edenine sattığını ancak tapuda devir işlemlerinin yapılmadığını belirterek, toplulaştırma sonrası 7674 parsel numarasını alan taşınmazdaki muris … adına olan 17500/48413 hissenin davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı …, yargılama sırasında vefat etmiş, davaya mirasçıları tarafından devam edilmiştir.
Davalı …, davanın zamanaşımına uğradığını, murisinin satış yapmadığını, imza atmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve …, duruşma sırasında alınan beyanlarında, davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü … ve… davayı kabul ettiklerinden bunlar adına 7674 parselde bulunan 80/400 veraset hissesinin karşılığı olan 3500/48413 er hisseden 160/400 hissenin karşılığı olan 7000/48413 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı … mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında 1000/48413 er hissenin …, …, …, …, … ve … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İddianın ileri sürülüş şekli, davaya dayanak olarak sunulan sözleşmenin içeriğinde yer alan açıklamalara göre, dava; miras payının devri sözleşmesine dayalı TMK’nin 677/1. maddesi uyarınca açılan pay iptali ve tescil davasıdır. TMK’nin 706, 6098 sayılı TBK’nin 237 ve Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hükümlerine göre, tapulu taşınmazların satış ve devri tapu sicil memuru önünde yapılacak resmi sözleşme ile geçerli olur. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmeler yazılı olmak koşulu ile geçerlidir. (TMK mad. 677) Resmi şekil şartı öngörülmemiştir. Terekeye dahil taşınmazlar, paylaşılması ya da elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi ile miras malı olmaktan çıkar. Bu aşamadan sonra paydaşlar arasındaki ilişki miras ilişkisi olmayıp mal ortaklığına dönüştürüldüğünden paylı mülkiyet esaslarına göre malik olan kişiler arasındaki paylaşım ve pay devrinin genel kurala göre tapu sicil memuru önünde resmi şekilde yapılması zorunludur.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK’nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun’un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağına amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir
Somut olayda, kısa kararda, davayı kabul eden davalılar yönünden kabul hükmü kurulmuş, diğer davalılar yönünden, (harici satış işleminin taşınmazların devrine ilişkin şekli koşulları taşımadığından) ret kararı verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın hüküm kısmında sadece kabul kararına ilişkin hüküm kurulmuş, ret kararına yönelik bir hüküm kurulmamıştır. Bu durumda, iki karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Hüküm, bu nedenle Kanun’a, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na aykırı olarak tesis edilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.