YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3122
KARAR NO : 2019/9570
KARAR TARİHİ : 24.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl ve birleştirilen davaların reddine, karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin yarı hissesine malik olduğu 4218 parsel sayılı taşınmazın diğer pay maliki olan Halil kızı Hatice’nin kim olduğunun bilinemediği gibi, tapu kütüğünden de kim olduğunun anlaşılamadığını, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazdaki Halil kızı Hatice adına olan 8/16 payın iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı adına çıkarılan davetiye adreste bulunamadığından bahisle iade olunmuş, katılan Hazine vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Asıl dava, TMK’nin 713/2. maddesinde belirtilen bilinmeme sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş olup, dahili davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizce, kadastro komisyonu kararındaki açıklamalar ve eki belgelere göre tapu kütüğünden kayıt maliki Halil kızı Hatice’nin kim olduğunun anlaşılabildiği ve davanın reddi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bu bahisle Mahkemece bozmaya uyularak ve bozmanın gerekleri yapılarak dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek asıl davada karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece, davalı Halil kızı Hatice’nin mirasçıları tespit edilmiş olup davacı taraf Halil kızı Hatice mirasçılarını davalı olarak göstererek dava açmış ve … bu dava eldeki asıl dava ile birleştirilmiştir. Her ne kadar Mahkemece asıl davada bozmaya uyularak TMK’nin 713/2. maddesinde ifadesini bulan malikin tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşılmaması sebebine dayalı olarak görülen davada red kararı vermesi doğru olsa da, birleştirilen davada davacı yanın TMK’nin 713/2’maddesindeki ölüm nedenine (dava dilekçesinde intikal işlemlerinin yapılmadığı hususu açıkça dile getirilmek suretiyle) dayandığı hususu göz ardı edilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken …, birleştirilen davayı tefrik ederek TMK’nin 713/2. maddesinde ifade edilen ölüm nedenine dayalı olarak kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet iktisabı hususunda davanın esası hakkında inceleme ve araştırma yaparak karar vermek iken, birleştirilen davada davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmek suretiyle karar verildiği gözetilerek davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.