YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3188
KARAR NO : 2019/8274
KARAR TARİHİ : 30.09.2019
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine ilişkin hükmün davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.09.2018 tarihli ve 2016/9493 Esas, 2018/16204 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davalı-bir. davada davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-birleşen dosyada davalı … vekili, evlilik birliği içinde davalı-birleşen dosya davacısı eş adına edinilen taşınmazlar nedeniyle 8.500,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen dosyada davacı ….. vekili, evlilik birliği içinde davacı-birleşen dosya davalısı eş adına edinilen taşınmazlar ve araç nedeniyle 20,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiş, asıl davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile 4.250,00 TL katkı payı alacağı, 4.250,00 TL katılma alacağının tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı-birleşen dosyada davacı ….. vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 2016/9493 E. 2018/16204 K. sayılı ilamıyla, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 996 ada 85 parsel sayılı taşınmaz boşanma dava tarihinden (25.09.2007) yaklaşık 3 yıl önce 12.10.2004 tarihinde devredilmiş olup, dosya kapsamından parasının da ihtiyaçlara kullanıldığının belirlendiğine ve mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan mallar tasfiye edileceğine (TMK mad. 235/1) göre, tasfiye tarihinde mevcut olmayan taşınmazın tasfiyeye dahil edilmesinin doğru olmadığından, davalı-birleşen dosyada davacının, birleşen dosyadaki dava dilekçesinde dava konusu yaptığı…’daki taşınmaza yönelik yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiği anlaşıldığından, Almanya’daki taşınmaza yönelik toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozma kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davalı-birleşen dosyada davacı vekili, süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına göre, asıl dosya davalısı… vekilinin, yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan aşağıdaki bent dışındaki sair karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı-birleşen dosya davacısı… vekilinin, 1806 ada 70 parsele yönelik karar düzeltme itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre, 1806 ada 70 parsele yönelik dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 24.04.1979 tarihinde evlenmiş, 25.09.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). 1086 ada 70 parselde kayıtlı taşınmazın, 1/2 hissesi, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 03.09.2004 tarihinde satın alınarak, davalı eş… adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Mahkemece, asıl davaya konu 1806 ada 70 parselde kayıtlı taşınmazın, keşif tarihindeki 1/2 hisse değerinin yarısı olan 51.416,36 TL katılma alacağı olduğu belirlenmiş fakat taleple bağlı kalınarak karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Davalı-birleşen dosyada davacı vekili, asıl davaya konu 1806 ada 70 parselde kayıtlı taşınmazın, davalıya ait ve düğünde takılan 24 adet bileziğin bozdurularak alındığını savunmuş, davacı … 26.11.2015 tarihli celsede, davalı …’nin, 24 bileziğinin olmadığını, 2 adet tel bileziği olduğunu, 70 parselde kayıtlı taşınmazı, kendisinin 100.000 TL’ye aldığını, taşınmaz alınırken davalı …’nin 2 tel bileziğinin de kullanıldığını, onların değerinin de 2.500 TL civarında olduğunu beyan etmiştir. Buna göre, davalı adına kayıtlı 70 parselin ediniminde, davacının da kabulünde olan, davalı kadına ait kişisel malı niteliğindeki 2 adet tel bileziğin kullanıldığının kabulü gerekir. Mahkemece, yukarıda bahsedilen Dairemizin ilke ve uygulamaları doğrultusunda, taşınmazın edinim tarihindeki değerinden, davalı kadına ait 2 adet tel bileziğin değerinin çıkarılmasıyla elde edilen değer, edinilmiş mal kabul edilerek, edinme değerine oranlanması, bulunan bu oran, taşınmazın karar tarihine en yakın değeriyle çarpılmak suretiyle bulunacak artık değerin yarısına katılma alacağı olarak hükmedilmesi, karar verirken temyiz edenin sıfatı ve usuli kazanılmış hakların da gözetilmesi gerekirken, bilezikler dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu yönü ile de mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosya davacısı… vekilinin karar düzeltme isteğinin (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle kısmen kabulü ile Dairemizin 25.09.2018 tarihli ve 2016/9493 Esas, 2018/16204 Karar sayılı bozma ilamına ilaveten, davacı erkeğin, davalı kadının 1806 ada 70 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin, kişisel mal savunmasına yönelik kısmen kabulü dikkate alınarak, katılma alacağına yönelik yapılacak denkleştirme hesabında dikkate alınması yönündeki bozma sebebinin de eklenmesi suretiyle Yerel Mahkeme kararının BOZULMASINA, davalı birleşen dosya davacısı… vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, HUMK’un 442.maddesi gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.