Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3340 E. 2020/5527 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3340
KARAR NO : 2020/5527
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Yalova İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Yalova İcra Hukuk Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2017/158 Esas, 2018/377 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili; alacaklının, borçlu şirket ortaklarının yakın akrabası olduğunu, borçlu ve alacaklı vekilinin aynı kişi olduğunu, borçlu ile alacaklının muvazaalı ve gerçekte olmayan borç ihdas ederek müvekkilinin ticari faaliyetini durdurmaya çalıştıklarını, takibin danışıklı yapıldığını ve haksız yere menkullerinin haczedildiğini açıklayarak, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; borçlu ile üçüncü kişi şirket ortaklarının yakın akraba olduğunu, üçüncü kişi ortaklarının çok kısa bir süre öncesine kadar borçlu şirkette sigortalı çalışan olduğunu, üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan sonra kurulduğunu, ünvanlarının benzer olduğunu, faaliyet alanlarının aynı olduğunu, istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, hacizli malların borçlu şirketin adresinde haczedilmediği, her iki şirket arasında organik bağ bulunmadığı, şirket ortaklarının isim-soyadlarının benzer olmasının her iki şirketin aynı kişilere ait olduğunu göstermeyeceği,davalının karinenin aksini ispat için inandırıcı delil getirmediği gibi davacı tarafından dayanılan delillere göre söz konusu malların davacıya ait olduğuna kanaat getirildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekili esas açısından, davacı üçüncü kişi vekili ise tazminat açısından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 20.2.2019 tarihli ve 2018/ 2449 Esas, 2019/ 354 Karar sayılı kararı ile; borçlu şirket ortakları ile alacaklı arasında çok yakın akrabalık ilişkisinin varlığı, bilirkişi raporuna göre takip dayanağı bononun usulüne uygun olarak tutulmuş olan borçlu şirketin ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde takip konusu alacağın, alacaklı ile borçlu şirket arasında muvazaalı olarak düzenlenmiş olduğu ve gerçek bir alacağın bulunmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Bilindiği üzere, istihkak davası, alacaklının belli bir mal üzerine koydurduğu haciz ile, üçüncü kişinin bu mal üzerinde iddia ettiği hak arasındaki çatışmayı çözmeye yönelik bir davadır. Bu cümleden olmak üzere;
İstihkak davası, takip sürecinde haciz esnasında ortaya çıkan bir sorunun bertaraf edilmesine yönelik bir davadır. Ancak, bu dava ile üçüncü kişinin ileri sürdüğü hakkın, sadece somut icra takibi bakımından mevcut sayılıp sayılamayacağına ve bunun sonucunda eğer, iddia ettiği gibi bir hakka sahip olduğu tespit edilirse, dava konusu mal üzerinde cebri icranın cereyan edemeyeceğine (yürüyemeyeceğine) karar verilir. Kuşkusuz, üçüncü kişinin, hacizli mal üzerinde gerçekten iddia ettiği gibi bir hakkının bulunup bulunmadığı araştırılacaktır. Fakat bu hakkın mevcut olup olmadığı bir ön sorun olarak incelenecek ve bu inceleme sonucunda ulaşılan sonuç temelinde, nihai amaç olarak, mal üzerindeki haczin caiz olup olmadığına karar verilecektir. İddia edilen hakkın varlığı veya yokluğuna ilişkin tespit, işte bu kararın verilmesinin bir gerekçesini teşkil edecektir. Dolayısıyla, üçüncü kişinin iddia ettiği hakkın sadece somut takip bakımından dikkate alınıp alınmayacağına karar verilecek, ancak istihkak davası nihai olarak, dava konusu mal üzerindeki cebri icranın caiz olup olmadığının belirlenmesi amacına yönelmiş bir dava olarak ortaya çıkacaktır. İstihkak davasının üzerine gideceği ve hukuka aykırı bulunduğu takdirde ortadan kaldıracağı husus, Devlet’in cebri icra organı tarafından yapılmış olan kamusal nitelikli bir icra işlemi (haciz) olacaktır. İstihkak davası, borçlunun borcu için haczedilen ve fakat üçüncü bir kişinin de üzerinde hak iddia ettiği bir mal üzerindeki uyuşmazlığın, somut icra takibi bakımından çözülmesi suretiyle, söz konusu mal üzerindeki haczin akıbetini (caiz olup olmadığını) belirleme amacına yönelik bir davadır. (ASLAN, Kudret, Hacizde İstihkak Davası, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, sayfa 21, 22, 23)
Bu bilgilere göre, alacaklı …’nın, takip borçlusu … Kardeşler Toptan Gıda Tic. Ltd.Şti ve …’dan alacaklı olup olmadığının, dolayısıyla takip konusu alacağın gerçek bir alacak olup olmadığının araştırılması eldeki istihkak davasının konusu değildir.
Bu doğrultuda; Bölge Adliye Mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek davanın esası hakkında karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.