YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3442
KARAR NO : 2019/6781
KARAR TARİHİ : 02.07.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın tapu iptali ve terkin davasının asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.02.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat …. ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat….geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul, kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 Sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 02/07/2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Davacı Hazine vekili, davalı adına tapuda kayıtlı Altınova ilçesi Hersek Köyünde bulunan 271 parsel sayılı, taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre, kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, tapu kaydının iptaline karar verilmesi talebi ile Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davada, Mahkemece, asıl ve birleşen davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28/06/2010 tarihli ve 2010/6477 Esas, 2010/7623 sayılı kararı ile hükmün esası yönünden temyiz itirazları reddedilerek, yargılama masrafı ve vekalet ücreti yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, 24/02/2011 tarihli ve 2011/1020 Esas, 2011/2019 sayılı karar ile davanın reddine ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş yargılama giderleri yönünden ise 6099 sayılı Yasa’nın 16. maddesi gözetilmek suretiyle bir değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davaya konu taşınmazın … Asliye Hukuk Mahkemesi yetki sınırları içinde kaldığı gözetilerek yetkisizlik kararı verilmiş, dosya … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. … Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucu asıl ve birleşen davanın kabulü ile 271 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına kıyı olarak terkinine karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar esas yönünden, yani davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kısmı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince onanmıştır. Her ne kadar Mahkemece hükmün onanan kısmı yönünden de bozmadan sonra verilen ikinci kararda yeniden hüküm kurulması usuli bir hata olmakla birlikte Yargıtay 1. Hukuk Dairesince hak düşürücü süre yönünden verilen ret kararına ilişkin temyiz itirazlarının ikinci kez reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen birinci ve ikinci karara ilişkin temyiz incelemesi yapan 1. Hukuk Dairesi esasa ilişkin temyiz itirazlarını reddettiğinden hüküm esas yönünden kesinleşmiş, artık kesin hüküm haline gelmiştir. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dahil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların iradesine tabi değildir.
Hukuki güvenlik ve yargıya güven kesin hüküm ilkesi ile sağlanır. Hukuki güvenlik ilkesi; hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşulu olup, mevcut emredici hukuk kurallarının herkese eşit şekilde ve düzgün bir şekilde uygulanmasını da içeren bir ilkedir. T.C. Anayasa’sının 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir devlettir.
Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Hukuk devleti hukuk kurallarının onu koyanlar da dahil olmak üzere, her kişi ve kuruluşu bağlamasını ifade eder. Hukuk devleti kavramının özünü devlet organlarının hukuka bağlılığı yani, yönetimin eylem ve işlemlerini hukukun içinde kalarak yerine getirmesi oluşturmaktadır.
T.C. Anayasası 36. maddesi; “Herkes ….. adil yargılanma hakkına sahiptir.”hükmünü içerir. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma başlığı taşıyan 6. maddesinde; “Herkes …. davasının ….. hakkaniyete uygun …… olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” denilmektedir.
Adil yargılanma hakkının en önemli alt kavramlarından birisi, silahların eşitliği ilkesidir. Yargılamada taraflar arasında adil, hakkaniyete uygun bir denge kurulması gerekir.
Anayasa’nın 2. maddesiyle benimsenen hukuk devletinde, hukuki güvenliği sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi vazgeçilmez temel unsurlardandır. Hukuk devletinde yasama, yürütme ve yargının hukuka bağlı olması gerekir. Yargısı hukuka bağlı olmayan bir devlette vatandaşların kendilerini güvencede hissedebileceklerini söylemek mümkün değildir.
Hukuk devletinde bireyler devlete güven duyabilmeli, aynı şekilde devlet de bu güveni vatandaşa verebilmelidir.
Kesin hükme saygı uluslar arası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul görmektedir. . Eğer bir hukuk sistemi içerisinde yargının verdiği ve bağlayıcı olan bir kesin hüküm işlevsiz bir duruma getirilmiş ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden söz edemeyiz.
Somut olayda, Mahkemece verilen birinci ve ikinci kararda esas yönünden, Yargıtay 1.Hukuk Dairesince temyiz itirazları reddedildiğinden esas yönünden ret kararı kesinleşmiştir. Kesin hüküm gücü kazanan bir karar için yapılan yargılama sonucunda kabul kararı verilemez. Bu husus kamu düzenini bozacak bir sonuç yaratır. Mahkemece verilen karar esas yönünden kesinleştiğine göre, yeninden yargılamaya konu edilemez.Bu durum, uluslararası hukuk düzeninde kabul görmüş ilkelere, T.C. Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Devlete ve yargıya güveni ciddi bir şekilde sarsar. Açıkladığım nedenlerden dolayı Mahkemece verilen hükmün esasına ilişkin kabul kararının açıkladığım nedenlerden dolayı bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun, onamaya yönelik görüşlerine katılmıyorum. 02/07/2019