YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3485
KARAR NO : 2021/2639
KARAR TARİHİ : 23.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde, tarafların ortak murisinden kalan taşınmazda bulunan binanın davalılar tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanıldığını belirterek ecrimisil talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, müvekkillerinin fuzuli şagil olmadıklarını, kira geliri elde etmediklerini, taşınmazın miras bırakanlarının öldüğü tarihten itibaren boş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil talebine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava konusu taşınmazda taraflar paydaştır. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı).
Somut olayda, davacılar, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın davalılar tarafından kiraya verildiğini iddia etmiş ancak keşiften sonra alınan bilirkişi raporundan taşınmazın uzun yıllardan beri kullanılmadığı tespit edilmiştir.Yine davalı tanıkları da taşınmazın uzun yıllardan beri kullanılmadığını beyan etmiştir.
Bu tür davalarda talebin kabul edilebilmesi için öncelikle taşınmaza davalılar tarafından haksız elatıldığının duraksamaksızın kanıtlanması gerekir. HMK’nin 190/1. maddesine göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Davacı taraf dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış ancak Mahkemece sadece davalı tanıkları dinlenmiş ve dinlenen tanık beyanlarına göre iddianın aksi ispatlandığı halde davacılara tanıklarını bildirmeleri için imkan ve süre verilmemiştir.
O halde, Mahkemece öncelikle davacı tarafa tanık listesi sunması için süre ve imkan verilmesi, tanıkların (tarafların ispat yükleri de gözetilerek) dinlenerek davalının (ecrimisil talep edilen dönem baz alınarak) dava konusu taşınmazı kiraya vermek suretiyle müdahele edip etmediğinin duraksamaya mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de ilke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk dönem olan 15.05.2009 için hesap yapılıp 17.04.2013 tarihine kadar ÜFE artış oranının uygulanması gerekirken son dönemden başlanarak geriye doğru ecrimisilin hesaplandığı, mahkemece bilirkişi incelemesi sonucu yapılan bu hesaplamalara göre davalılar aleyhine ecrimisile hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu hususlar gözönüne alınmadan, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması yanlış olup, hükmün açıklanan tüm bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı Hüseyin Küçük vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.