YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/353
KARAR NO : 2021/3808
KARAR TARİHİ : 22.04.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2016/89 Esas, 2018/219 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların 10.10.2008 tarihinde vefat eden muris …’nın mirasçıları olduklarını, 151 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 1. bodrum kat 1 nolu bağımsız bölümünde kayıtlı dükkanın 12.03.1999 tarihinde muris tarafından davalıya muvazaalı olarak devredildiğini, muris muvazaası nedeniyle açılan davada İstanbul 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/2 Esas ve 2013/100 Karar sayılı kararı ile temlikin geçersiz olduğuna karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, davalının halen taşınmazı kuruyemiş dükkanı olarak kullanmaya devam ettiğini öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.10.2008-25.02.2016 tarihleri arasına ilişkin olarak müvekkilinin hissesine isabet eden toplam 13.500 TL ecrimisil bedelinin dönem sonları tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.04.2018 tarihli dilekçe ile talebini 116.474,28 TL’ ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu taşınmazla ilgili 1/8 oranındaki mülkiyet hakkını İstanbul 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/2 Esas ve 2013/100 Karar sayılı dosyasının kesinleştiği tarihte iktisap ettiğini,bu tarihten önceki döneme ilişkin ecrimisil istenmesinin mümkün olmadığını, dava konusu dükkanı murisin rızası ve isteğine uygun olarak ve tüm mirasçıların muvafakati ile iyi niyetli olarak işlettiğini, intifadan men şartının gerçekleşmediğini, davacının taleplerinin kapsamı ve süresi açısından zamanaşımı süresinin dolduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, zamanaşımı def’i nazara alınarak davacının dava tarihinden geriye yönelik olarak 26.02.2011-25.02.2016 tarihleri arasına ilişkin ecrimisil bedeline hak kazandığı gerekçesiyle hükme esas alınan 11.12.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporu uyarınca davanın kısmen kabulü ile 71.106,29 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, 151 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan dava konusu 1.bodrum kat 1 nolu bağımsız bölüm numaralı, dükkan niteliğindeki taşınmazın, tarafların murisi … tarafından davalıya 12.03.1999 tarihinde muvazaalı olarak devredildiği, bu hususun Yargıtay denetiminden geçerek 09.04.2015 tarihinde kesinleşen İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/2 Esas ve 2013/100 Karar sayılı ilamı ile sabit hale geldiği, tarafların murisinin 10.10. 2008 tarihinde vefat ettiği, muvazaa nedeniyle iptal edilen tapuya dayanılarak sürdürülen zilyetliğin iyiniyetli sayılamayacağı, davalının adına tesis edilen tapuya dayanarak, kendisine ait olduğu kabulü ile dava konusu taşınmazı kullandığından, diğer anlatımla davacının miras hakkını reddettiğinden intifadan men koşulunun gerçekleşmesinin aranmayacağı, muvazaalı sözleşmelerin baştan itibaren geçersiz olduğu, dava sonucu verilen iptal kararlarının yenilik doğurucu (inşai) kararlar olmayıp, açıklayıcı (ihdasi) kararlar olduğu, bu durumda, kendisinden mal kaçırılan mirasçıların, murisin ölüm tarihinden başlayarak dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil isteyebilecekleri, ancak, süresi içerisinde zamanaşımı def’i öne sürülürse dava tarihinden geriye doğru beş yıl için ecrimisile hükmedilebileceği, Mahkemece zamanaşımı def’i dikkate alınarak ecrimisil isteğinin kısmen hüküm altına alınmasında kural olarak isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki, dava konusu dükkanın tapu kaydında depo eklentisinin olduğu sabit olmakla Mahkemece taşınmazın bu hali ile değerlendirmeye tabi tutularak ecrimisil hesabının yapıldığı ek raporun hükme esas alınması gerekirken kök rapora göre karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 26.02.2011- 25.02.2012 tarihleri arası için toplam 82.934,46 TL nin dönem sonlarından itibaren işleyecek kademeli yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi üzerine, taraf vekilleri hükmü bu sefer temyiz etmiştir.
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de “Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı 2018 yılı itibarıyla 47.530,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da Mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 47.530 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden Mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile, 82.934,46 TL ecrimisile hükmedilmiş olmasına ve davacı vekilinin, ecrimisil talebinin reddedilen 33.539,82 TL lik bölümüne yönelik temyiz isteği bulunmasına göre, temyize konu edilen miktar, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır.
O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp davacı vekilinin temyiz dilekçesinin HMK’nin 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370. maddesi uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, davalı vekilinin, temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1.416,32 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4.248,93 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.