Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3577 E. 2021/4629 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3577
KARAR NO : 2021/4629
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, muhdesatın tespiti davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı … vekili ile duruşma talepsiz olarak asıl dosya davacı-birleşen dosyada davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.06.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı-birleşen dosya davacısı … vekili Avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Asıl dosyada davacı … vekili, tarafların tapuda paydaş olduğu ortaklığın giderilmesi davasına konu 1544 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan beş katlı binanın zemin katındaki dükkanın yarısı ile üst katlardaki 1, 3, 5, 7 nolu dairelerin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde davacı tarafından yapıldığının tespitiyle tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Asıl dosyada davalılardan … vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın tamamının vekil edeni tarafından yapıldığını belirterek asıl davanın reddini savunmuş, 24.12.2009 tarihinde açtığı ve bozmadan sonra eldeki dosya ile birleşen davada ise, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın tamamının vekil edeni tarafından yapıldığını belirterek, binanın vekil edenine aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen dosyada, bir kısım dahili davalılar …, …, … duruşmada alınan beyanlarında, dava konusu bina ile bir ilgilerinin olmadığını, binanın … ile …’e ait olduğunu bildiklerini, dahili davalı Feyiman Uçar dava konusu binada hakkı olmadığını beyan etmişler, diğer dahili davalılar ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 29.04.2010 tarihinde verilen ilk karar, 7.Hukuk Dairesinin 19.01.2012 tarihli ilamı ile kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması nedeni ile bozulmuş, Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, 27.12.2012 tarihli ikinci karar ile, davanın kısmen kabulüne, 1544 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2. normal katta bulunan 3 nolu daire ve 3. normal katta bulunan 5 nolu daire ile 5 nolu dairenin üstünde kalan çatı katının davacı tarafından yapıldığının tespitine; zemin katta bulunan dükkan ve birinci normal katta bulunan 1 nolu dairenin davacı tarafından yapıldığını tespitine ilişkin istemin reddine; dava konusu dükkan ve dairelerin davacıya ait olduğunun tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiş, gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmeden ve bu konuda bir istek olmadan 28.01.2013 tarihinde re’sen yapılan tashihle tespit kararı verilen muhdesatın tamamının değil, 1/2’sinin (yarısının) davacı tarafından yapıldığının tespitine karar verilerek gerekçeli kararın hüküm kısmı tashih edilmiş, davacı vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine, karar Dairenin 13.06.2016 tarihli ve 2016/9975 Esas, 2016/10375 Karar sayılı ilamı ile ‘…Somut olayda, mahkemece yapılan tashihle gerekçeli kararın hüküm fıkrası değiştirilmiş olup, tashih işlemi ile yapılan bu değişikliğin HMK’nin 304. maddesinde belirtilen ” yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar ” niteliğinde olduğunun kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla Mahkemece yapılan tashih işlemi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Ayrıca, Dairenin 25.12.2015 tarihli ve 2014/12219 Esas, 2015/23309 Karar sayılı geri çevirme yazısıyla getirtilen İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/463 Esas sayılı dosyasının yapılan incelenmesinde; bu dosyada temyize konu davayla birleştirme istekli olarak dava açıldığı, davanın aynı muhdesata ilişkin tespit davası olduğu görülmüştür. Birinden verilecek karar diğerini etkileyeceğinden her iki dava arasında bağlantı mevcuttur. 2009 yılında açılan davada birleştirme talebinin mahkemesince değerlendirilip birleştirme kararı verilmesi durumunda deliller birlikte değerlendirileceğinden birleştirme talebi sonucunun beklenerek buna göre her iki dava hakkında birlikte karar verilebileceği düşünülmeden temyize konu davanın karara bağlanması doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir…’gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda, bu defa, davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 1544 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde binanın zemin katta bulunan dükkanının 1/2’i ile 1 kat 1 nolu dairesinin, 2. kat 3 nolu dairesinin ve 3 kat 5 nolu dairesi ile 7 nolu çatı katının asıl dosyada davacı … tarafından yapılıp ona ait olduğunun tespitine, asıl davada fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dava bakımından aynı taşınmazın 2, 4 ve 6 nolu daireleri ile zemin kattaki dükkanın 1/2’nin birleşen dosya davacısı … tarafından yapıldığının ve ona ait olduğunun tespitine, birleşen dava bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, asıl dosyada davacı … vekili ve birleşen dosyada davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, muhdesatın tespiti isteği isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1544 ada 6 parsel sayılı taşınmazın asıl dosya davacısı…, birleşen dosya davacısı … ve dahili davalılar adına tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre, taşınmaz üzerinde, zemin kat, 3 normal kat ve çatı katından oluşan bina bulunduğu, asıl davanın davacının binadaki bir kısım dairelerin, birleşen davanın davacısının ise, binanın tümünün aidiyetinin tespiti talepli eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda; Mahkemece araştırılması gereken husus muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına ne zaman yaptırıldığıdır.
Somut olayda, Mahkemece, binanın zemin katta bulunan dükkanının 1/2’si ile 1. kat 1 nolu dairesinin, 2. kat 3 nolu dairesinin ve 3. kat 5 nolu dairesi ile 7 nolu çatı katının asıl dosyada davacı … tarafından yapılıp ona ait olduğunun tespitine, birleşen dava bakımından aynı taşınmazın 2, 4 ve 6 nolu daireleri ile zemin kattaki dükkanın 1/2’nin birleşen dosya davacısı … tarafından yapıldığının tespitine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir. Şöyle ki, asıl dosyada davalı, birleşen dosyada davacı tanığı …, tarafların kardeşi olduğunu, dava konusu binayı kardeşi … ile yaptıklarını, …’un bir katkısının olmadığını, …’un binayı yapacak maddi gücünün dahi olmadığını beyan etmiş, diğer davalı tanıkları … … ve … ise, dava konusu binanın yapımı konusunda bilgi vermemişlerdir. Asıl dosyada davacı tanıklarından … … ise, … ve … ile birlikte aynı semtte oturduklarını, 30 yıl önce arsayı birlikte aldıklarını, iki kardeşin eşit masrafla binayı yaptıklarını ve eşit olarak kullandıklarını, diğer davacı tanığı … ise, binanın üç kardeş olan…, … ve dava dışı …’in birlikte yaptığını, …’a başka bir yerden pay verildiğini beyan etmiş, diğer davacı tanıkları ise, binanın yapımına ilişkin beyanda bulunmamışlardır. Her iki taraf tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, tanık beyanları açıkça birbiri ile çelişmiş, davaya konu yapının ve tespiti talep edilen dairelerin asıl davacı … ve birleşen davacı … tarafından yapıldığı duraksamaya yer vermeksizin tespit edilememiştir. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın bir kısım dairelerinin asıl dosyada davacı …, yine binanın tamamının birleşen dosyada davacı …’in emek ve gelirleri ile inşa edilmiş olduğu ispatlanamadığından; bahsi geçen muhdesatlar yönünden her iki davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, asıl dosyada davacı … vekilinin ve birleşen dosyada davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre her iki taraf vekilinin vekalet ücretlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.