Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3760 E. 2019/8450 K. 02.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3760
KARAR NO : 2019/8450
KARAR TARİHİ : 02.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, davalıların 2006 yılından beri taşınmazı işgal ettiğini ve taşınmaza işgal boyunca zarar verdiklerini, ağaçlarını kestiklerini, fabrika binalarının saclarını söktüklerini belirterek ecrimisil ve maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …’ya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında davanın reddini savunmuştur
Davalı …, duruşmadaki beyanında davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 25.800,00 TL ecrimisil ve 46.923,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 72.723,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil ve maddi tazminat isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a. Davalı … vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Dosya içeriği, tanık beyanlarına ve toplanan delillerden; dava konusu 11381 ada 64 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davacı tanığı Maksut Özkan’ın beyanına göre, davalıların taşınmazda bulunna lojmanda rıza ile oturmaya başladıkları, davacının davalılar aleyhine 11.01.2011 tarihinde … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/24 Esas, 2013/110 Karar sayılı dava dosyasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, kayıt malikinin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Somut olayda; taşınmazın uzun süredir davalılar tarafından kullanıldığı halde, davacı ses çıkarmayarak kullanıma muvafakat etmişlerdir. Bu durumda ancak muvafakat geri alındıktan sonra davalıların kötüniyetli oldukları ve ecrimisilden sorumlu olacakları açıktır. Davacı eldeki davada 2006 ila taşınmazı boşalttıkları 01.03.2013 tarihleri için ecrimisil istemiştir. Ancak mevcut delil itibatiyle davacı tarafından 11.01.2011 tarihinde açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından önce muvafakatin kalktığına dair dosya kapsamında başka bilgi ve belge bulunmamaktadır. O halde, davalılarn 11.01.2011 tarihinden önce kötüniyetli olduklarını söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca, Mahkemece 11.01.2011-01.03.2013 tarihleri arasında ecrimisil hesabı yapılarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Ayrıca Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yeterli emsal kira araştırması yapılmadan varsayımsal olarak ecrimisilin hesaplandığı, bilirkişi raporunun soyut ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece yapılması gereken …, az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde oluşturulacak bilirkişi heyeti marifeti ile, yine yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde emsal araştırması yapılarak ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
b. Davalı … vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Haksız fiilden söz edilebilmesi için, şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez.
Somut olayda, davalı …’nın da taşınmaza zarar verdiğine dair yeterli delil bulunmamaktadır. O halde, davalı …’nın hukuka aykırı bir eylemi olduğu ispatlanamadığından davalı … yönünden maddi tazminat davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.