Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4055 E. 2020/5225 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4055
KARAR NO : 2020/5225
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ASIL DAVA: Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Ve Kal

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı İdare vekili, asıl davada dava konusu 102 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamının vekil edenine ait olduğunu, davalı tarafından haklı bir sebep olmadan taşınmazın 784 m2’lik kısmının konut ve bahçe olarak kullanılmak suretiyle işgal edildiğini belirterek, davalının elatmasının önlenmesine, muhdesatın yıkılmasına ve mülkiyetin müvekkiline geçtiği tarihten itibaren fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 12.920 TL ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2013/106 Esas ve 2015/45 Esas sayılı dosyalarda da takip eden dönemlere ilişkin ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, vekil edeninin dava konusu taşınmazda bulunan binanın orta katını 1990 tarihli kira sözleşmesine istinaden kullandığını ve kullandığı alanın bununla sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk verilen elatmanın önlenmesi ve kâl taleplerinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekillerince temyiz edilmiş ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce elatılan yerin değeri, kâli istenen muhdesatın değeri ve ecrimisil toplamı üzerinden harç tamamlaması yapılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemece, davalının 01.06.2006 tarihinden itibaren taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten ya da sözleşmeden kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada, elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, kâl talebi hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne; Birleşen 2013/106 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 21.436,00 TL ecrimisile, Birleşen 2015/45 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 8.586,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmiş olup; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Asıl dava elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil; birleşen davalar ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 102 ada 7 parsel sayılı taşınmazın İspiro Persinaki adına kayıtlı olduğu ve İstanbul Defterdarının kayyım olarak atandığı, sonrasında taşınmazın hükmen tescille 16.07.2003 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, Hazine ile davacı İdare arasında yapılan trampa sözleşmesi uyarınca taşınmazın 01.06.2006 tarihinde Silahtar ….Vakfı adına tescil edildiği, yine dosya içerisindeki belgelerden; kayyım vekili ve davalı arasında 1988, 1990 ve 1998-1999 tarihlerinde kira sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır. Davanın gaip İspiro Persinaki kayyımına ihbar edildiği ve ihbar olunan vekili tarafından kira süresi 1998-1999 olan sözleşmenin özel şartlarının dosyaya sunulduğu, bahsi geçen özel şartlar başlıklı bölümün 17. maddesinin “mahkeme tarafından taşınmaz malın Hazineye devrine karar verildiği takdirde, taşınmaz mal hazine adına tescil edildiğinde sözleşme kendiliğinden feshedilmiş olur ve kiracı bu husus kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren taşınmaz mali hiç bir hak talep etmeden 15 gün içinde Hazineye teslim eder ” şeklinde olduğu görülmüştür.
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Dava konusu 102 ada 7 parsel üzerinde bodrum, zemin ve 1 normal kattan ibaret yapı bulunduğu, davalının zemin katı 1988, 1990 ve 1998-1999 tarihli kira sözleşmeleri uyarınca kullandığı ve raporlardan zemin katın 100 m2 olduğu, bodrum ve 1. katın kullanılacak durumda olmadığı anlaşılmıştır. Kayyım defterdar tarafından davalıya kiralanan yer bahsi geçen yapının zemin katı olup, konut niteliğindedir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye sebeplerinin sınırlılığı ilkesi gereği sürenin bitmesi ile veya fesih ihtarı ile sözleşme sona erdirilemez. TBK m.310’a göre ise taşınmazın el değiştirmesi durumunda yeni malik sözleşmenin tarafı haline gelir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın Hazineye, sonrasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nezdinde …. Vakfı’na geçmiş olması kira ilişkisini sona erdirmez. İhbar olunan tarafından sunulan kira sözleşmesinin özel şartlar başlıklı bölümünün 17. maddesindeki, taşınmazın Hazineye devri yapıldığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden feshedilmiş olacağına ilişkin hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında geçerli olmayıp, sözleşmeyi sona erdirmez. O halde; taşınmazın zemin katı yönünden kira ilişkisi devam ettiğine göre elatmanın önlenmesi ve ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır.
b.Öte yandan, somut olayda asıl ve birleşen 2 dava olduğu, üç davanın kabul ve ret edilen miktarlar toplamı üzerinden tek bir vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen davaların her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, üç dava için tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince; davacı vekili davalının 100 m2 değil, 784 m2 yer kullandığını iddia etmektedir. Davacı İdare vekilinin bu iddiası karşısında, kiralanan yer dışında davalının bir kullanımının bulunup bulunmadığı hususunda taraf delilleri tam olarak toplanarak, davalının kullanım durumu tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf delilleri tam olarak toplanmadan eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüne, davacı İdare vekilinin temyiz itirazlarının ise (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.