YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4338
KARAR NO : 2019/9009
KARAR TARİHİ : 15.10.2019
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, boşanma dava dilekçesi içeriğinde boşanma ile birlikte mal rejiminin tasfiyesi ve davalı adına kayıtlı aracın rayiç değerinin 1/2 oranda tazminini talep etmiş, hükümle birlikte talep tefrik edilip ayrı esasa kaydedilmiştir. Harcını yatırmak suretiyle sundukları 08.11.2017 tarihli dilekçeyle talep miktarı 13.571,00 TL olarak açıklanmıştır.
Davalı … vekili, aracın davalının babası tarafından banka kredisi çekilerek satın alındığını, ne davacının ne davalının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, HMK’nin 119/1 (ğ) maddesi uyarınca davacı vekiline talep sonucu özellikle dava değeri yönünden açıklamak üzere kesin mehil verildiği, ancak talep sonucu tereddüte mahal vermeyecek ve harç denetimine elverişli bir şekilde açıklanmadığı gerekcesiyle HMK’nin 119/2 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2016/17934 Esas, 2016/14518 Karar sayılı ilamıyla dava dilekçesinde davacı tarafın aracın rayiç değerinin yarısı üzerinden tazminat isteğinde bulunduğunu belirtmek suretiyle talep sonucunu açıkladığına, bundan sonra mahkemece yapılacak işin, davacı tarafça yatırılan gider avansı kullanılmak suretiyle aracın sürüm değerini belirleyip, talep gözönünde bulundurularak değerin yarısı üzerinden davacı tarafca peşin harcı tamamlatmak iken yanılgıya düşüldüğüne işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davanın kabulü ile 14.112,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde, tasfiyeye konu aracın eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 28.02.2011 tarihinde davalı erkek adına satın alındığı, boşanma davası açılmadan iki hafta evvel 07.09.2012 tarihinde dava dışı 3. kişiye satıldığı sabit olup, mahkemece aracın edinilmiş mal olduğunun kabulü ile yazılı şekilde alacağa hükmedilmiş ise de davalı araç alınırken babası tarafından kredi çekildiğini savunduğuğundan, davalı tarafın kişisel mal savunması üzerinde gereği gibi durulmamıştır. Dosya kapsamındaki bilgi, belge, davalı tarafın sunduğu araç alım tarihi ile aynı gün çekilen krediyi gösterir tablo, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, araç alımında bedelin 15.650,00 TL kısmının davalının babası tarafından çekilen kredi ile karşılandığının kabulü gerekir. Davacı lehine hesap yapılırken kredi yönünden değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur.
Mahkemece öncelikle yapılacak …, davalının babası adına … Bankasından 28.02.2011 tarihinde çekilen bireysel kredi ve ödemelerine dair tüm evrakın ilgili bankadan temin edilerek dosya arasına alınması, kredi geri ödemelerin eşler tarafından yapıldığının ispatı için davacı eşe süre ve imkan tanınması olmalıdır. Kredinin, eşler tarafından ödendiğinin tespit edilememesi durumunda ise baba tarafından çekilen kredinin TMK’nin 220/2 maddesi hükmü gereği davalının kişisel malı olduğunun kabulü ile hesap yapılmalıdır. Buna göre, edinme tarihindeki araç değeri belirlenerek, araç alım bedeli içinde çekilen kredinin oransal karşılığı bulunmalı, bu oran ile aracın tasfiye tarihi (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle tespit edilecek değeri çarpılarak davalı lehine denkleştirilmesi gereken (TMK mad. 230) meblağ belirlenmelidir. Aracın, tasfiye tarihindeki değerinden denkleştirilecek meblağ düşümü ile kalan artık değer üzerinden ise davacının katılma alacağı hesaplanmalıdır.
Kabule göre de, tasarruf ilkesinin doğal bir sonucu olarak hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlaya veya başka bir şeye hüküm veremez. Eş söyleşiyle hakim, davacının talep sonucu ile bağlı olduğundan, bu talepten fazlasına karar veremez (HMK mad. 26). Davacı taraf, dava konusu aracın yarı değerini talep etmiş olup bozmadan sonra sundukları 08.11.2017 tarihli dilekçede talep miktarı 13.571,00 TL olarak açıklanmıştır. Mahkemece, talep miktarını aşarak yazılı şekilde 14.112,50 TL alacağa hükmedilmesi usul ve Yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.