YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4358
KARAR NO : 2019/8873
KARAR TARİHİ : 10.10.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 12.08.2004 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 04.12.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2014 yılı Ocak ayından 2015 yılı Aralık ayına kadarki bakiye kira alacağı 68.246,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 08.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 14.12.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, takip alacaklısına belirtildiği gibi bir borcu bulunmadığını bildirerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporu ile asıl alacak miktarının 63.491,76 TL, işlemiş faiz miktarının 4.951,00 TL olarak hesaplandığı, takipte fazla talep edilen miktarın 5.143,59 TL olduğu, borcun ödenmediği, ayrıca dava devam ederken taşınmazın tahliye edildiğinin bildirildiği, sunulan bilirkişi raporunun denetime uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle itirazın kaldırılması talebinin kabulüne ve yargılama sırasında taşınmaz tahliye edildiğinden davacı tarafın tahliye talebi konusuz kalmakla işin esası konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararında, kira sözleşmesinde kararlaştırılan artış şartının 12.08.2012 tarihine kadar geçerli olup, 12.08.2012 tarihinden sonra uzayan yıllarda sözleşmedeki artış oranı değil, ÜFE oranına göre hesaplanan kira bedellerine göre, davalı kiracının ödemesi gerekli kira farkı borcunun 33.804,00 TL olup, yasal faizinin ise 2.636,00 TL olduğu, davanın bu miktar üzerinden kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 33.804,00 TL asıl alacak ile 2.636,00 TL işlemiş faize yönelik itirazın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk kararın davalı ve davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 15.10.2018 tarihli ve 2017/16513 E. 2018/17248 K. sayılı ilamı ile; “kira sözleşmesinde kiralananın işyeri olarak kullanılacağının kararlaştırılmış olması sebebi ile öncelikle mahkemece usulüne uygun olarak tacir araştırması yapılmalı, davalı tacir ise sözleşmede kararlaştırılmış artış şartının geçerli olduğu ve tarafları bağlayacağı, tacir olmadığının belirlenmesi halinde ise artışın ÜFE oranını geçmeyeceği göz önünde bulundurularak talep edilebilecek kira bedeli belirlenerek yapılan ödemelerin denetlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; davalının tacir olmadığı anlaşılmakla, bu durumda kira artışının ÜFE oranını geçmeyeceği göz önünde bulundurularak, takip tarihi olan 04.12.2015 tarihi itibariyle hesaplanan asıl kira alacağı ve geçmiş dönem işlemiş faiz toplamının 24.244,61 TL olduğu, takip konusu döneme ilişkin davalı tarafın yaptığı ödemelerin toplamının ise 21.400,00 TL olduğu belirlendiğinden, eksik yatırılan kira alacağının 897,25 TL asıl alacak ve 1.947,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam alacağın 2.844,61 TL olduğu belirlendiğinden, davasının kısmen kabulüne, belirlenen 2.844,61 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına, tahliye davasının ise konusuz kalması nedeniyle bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden; 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile değişik, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1.maddesindeki kesinlik sınırının 28.02.2019 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesinin 09.04.2019 karar tarihine göre davalının temyizine konu kısım yönünden uyuşmazlık konusu değerin kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, davalının temyiz dilekçesinin reddine,
2-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına göre temyiz eden davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davacı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 12.08.2004 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile aylık kira bedelinin 400.000.000 YTL(400 TL) borçlu olduğu ve kira bedelinin her ayın 5’ine kadar peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ayrıca sözleşmenin 6.maddesi ile, kiracının kontrat bitiminde kira rayiç bedelini %25 oranında artıracağı düzenlenmiştir. Bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Takibe dayanak yapılan ve taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan kira sözleşmesine göre kira bedellerinin “%25 oranında” artırılacağı düzenlenmiş olup, söz konusu artış şartının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce uzayan kira bedelleri için uygulanacağı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı alacaklı 04.12.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2014 yılı Ocak ayından 2015 yılı Aralık ayına kadarki bakiye kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece, aylık kira bedelinin ve kira artış farkının 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihine kadar uzayan dönemler için sözleşmenin 6. maddesindeki artış şartı uyarınca, bu tarihten sonra uzayan dönemler ise Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesindeki sınırlama da gözetilerek ÜFE artış oranını geçmemek ve sözleşme hükmü gözetilip 2014 ve 2015 yıllarındaki aylık kira bedeli ve buna göre kira alacağı belirlenerek, ödemeler de nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine uygun olmayan 01.07.2012 tarihi öncesi uzayan dönem için ÜFE oranına göre artış hesaplayan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 3 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 10.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.