YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4427
KARAR NO : 2021/4594
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi … …’ın 15/01/2013 tarihinde, … …’ın 29/03/2008 tarihinde vefat ettiğini, murislerden kalan 225 ada 13 nolu parsel, 124 ve 130 nolu parseller, 134 ada 2 ve 139 ada 17 nolu parsellerin davalı tarafından kullanıldığını, kiraya verildiğini, müvekkillerinin mirasın paylaşımı taleplerinin reddedildiğini, davalının miras haklarını vermediğini, taraflar arasında … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/661 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, ecrimisil yönünden oluşan belirsiz alacaklarının dönem sonları itibarıyla yasal faizleriyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, 98.701,52 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak eşit şekilde davacılara ödenmesine, belirlenen miktarlara dönem sonları itibariyle yasal faiz yürütülmesine dair karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin zamanaşımı itirazına yönelik istinaf başvurusunun reddine, ecrimisil tutarına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle 2008 ile 2016 dönemi için her davacı için ayrı ayrı hesaplanan 24.091,06’şar TL ecrimisilin davalıdan alınıp davacılara ödenmesine dair karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olayda, davacılar ecrimisil istemi yönünden kısmi talepte bulunmuş ancak daha sonra ıslah ile kök muris … …’ın vefat tarihi olan 29.03 2008 tarihinden dava tarihine kadarki dönem için ecrimisil isteminde bulunmuşlardır. Temyize gelen davalı … ıslah dilekçesine yönelik süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunduğu anlaşıldığına göre, kök muris … …’dan kalan taşınmazların davalı … tarafından haksız kullanımı sebebiyle dava tarihi olan 29.03.2016 tarihinden geriye doğru 5 yıl için hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde kök muris … …’dan kalan taşınmazlar için kök murisin vefat tarihi olan 29.03.2008 tarihinden dava tarihi 29.03.2016 arasındaki dönem için hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, hemen belirtilmelidir ki ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. HMK’nin 266. maddesine göre “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.”. Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan raporda eksiklikler olduğu değerlendirilmiş bu hususta ek rapor ya da yeniden rapor alınması gerekirken resen hesaplama yapılması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca bu sebepten dolayı BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
NE