Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4463 E. 2019/9667 K. 30.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4463
KARAR NO : 2019/9667
KARAR TARİHİ : 30.10.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 12. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 35 Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı 01.06.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 31.08.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 261.248,52 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 03.09.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmemesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak kesinleşen takip nedeniyle tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istemli takip yapıldığı, davalı tarafça yasal süre içerisinde ödeme emrine itiraz edilmediği ve kira borcunun da ödenmediği anlaşılmakla davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, İİK 269-a madde gereği ödeme emri tebliğinden otuz günlük temerrüt süresinin bitim tarihi olan 03/10/2016 tarihinden itibaren altı aylık dava açma süresinin 03/04/2017 tarihinde sona erdiği, davanın altı aylık hak düşürücü dava süresi geçtikten sonra 24/04/2017 tarihinde açıldığı, ödeme emri tebliğinden itibaren otuz günlük süreden sonra başlayan altı aylık dava açma süresi hak düşürücü süre olup davanın bu süre geçtikten sonra açılması nedeniyle kiracının temerrütten tahliyesine karar verilemeyeceği, davanın reddi gerektiği halde yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne ve tahliyeye yönelik mahkeme kararının yerinde olmadığından bahisle HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne ve davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
İİK’nin 179/b maddesinde “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü müddetler işlemez.
Olayımıza gelince; davacı tarafından davalı hakkında 31.08.2016 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. … Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/850 Esas sayılı dosyasında, 05.08.2016 tarihinde borçlu şirket hakkında; “…İhtiyati tedbir talebinin İİK 179/a md. uyarınca kabulü ile, davacı şirket hakkında 6183 sayılı kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere açılmış ve açılacak tüm icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, …Davacı şirketin kirasında bulunan mecurların iş bu ihtiyati tedbir kararından sonraki kira borçları düzenli ödenmek kaydıyla, tedbirden önce birikmiş kira borçlarının ihtiyati tedbir kapsamında tutulmasına ve birikmiş kira borçları ile ilgili ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir muhafaza altına alınma tedbirinin uygulanmamasına…” karar verildiği, bu karar üzerine İcra Müdürlüğünün 07.09.2016 tarihli kararı ile icra takibinin durdurulmasına, yine İcra Müdürlüğünün 21.03.2017 tarihli kararı ile takibin kaldığı yerden devamına karar verildiği, davanın ise takibin devamı kararından sonra 24.04.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
İcra Müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin 07.09.2016 tarihli kararı ile, takibin devamını sağlar nitelikte yapılabilecek tüm takip işlemleri engellenmiş olup, bu husus zorunlu olarak alacaklının takibine devam etmesini engeller niteliktedir. Bu durumda takibin durdurulması kararından itibaren, takibin devamına dair verilen karara kadar geçen süre içerisinde 30 günlük temerrüt ve sonrasında işletilecek altı aylık dava açma süresine ilişkin hak düşürücü süre işlemeyecektir.
O halde, Mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.