YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4501
KARAR NO : 2019/7739
KARAR TARİHİ : 18.09.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, 14.08.2013 tarihinde haczedilen menkullerin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin haciz yapılan taşınmazda, asıl kiracı olan borçlu şirket ile yaptığı sözlü kira sözleşmesi uyarınca alt kiracı olarak faaliyet gösterdiğini, esas sözleşmede alt kiralamanın yasaklanması nedeni ile yazılı kira sözleşmesi yapmadıklarını, müvekkili ile borçlu şirketin faaliyet gösterdiği yerlerin farklı olduğunu, müvekkilinin haciz tatbik edilen alanda tek başına faaliyet gösterdiğini, borçlu şirket ile aralarında hukuki ve fiili olarak bir bağ bulunmadığını belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlu şirket arasında yazılı veya sözlü bir kira sözleşmesinin mevcut olmadığını, haciz işlemi hukuka uygun olup, haciz mahallinde borçlu şirkete ait evraklar bulunduğunu, borçlu şirketle yapılan anlaşma ve ibra gereği davanın konusuz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyizi üzerine, Dairenin 26.06.2018 tarihli ve 2018/11356 Esas -2018/14410 Karar sayılı ilamı ile davacı üçüncü kişi vekilince 16.09.2013 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan bila tarihli, “İbranamedir” başlığını taşıyan, alacaklı şirketin kaşesi ve imzası bulunan belge içeriğine göre, borçlunun alacaklı tarafından davanın dayanağı takip dosyası bakımından ibra edildiğinin görüldüğü, ayrıca davalı alacaklı vekillerinin de 3 ve 5 nolu celselerde ibraname nedeniyle davanın konusuz kaldığını ifade ettiklerinin dosya kapsamından anlaşıldığı, bu bilgilere göre, anılan bila tarihli ibranamenin varlığının, sıhhatinin ve düzenleyenin gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığının duraksamaya yer verilmeyecek biçimde ortaya konularak, şayet geçerli bir ibraname varsa davaya konu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kalkacağı düşünülerek konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden de, 6100 sayılı HMK’nin 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri takdir edilmesi gerekirken, bu hususlar dikkate alınmadan davanın esası hakkında yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusuz kaldığından, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava açıldığı tarihteki haklılık durumu gözetilerek davacı üçüncü kişinin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı üçüncü kişi vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nin 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmeder.
Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; uyuşmazlığın ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce konusuz kaldığı anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi uyarınca davalı lehine tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısı oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hesaplanan vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nin ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 3. bendinde yer alan “ Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 8.655,00 TL…” ibaresinin çıkartılarak yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi uyarınca hesaplanan 4.327,50 TL…” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.