YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4546
KARAR NO : 2019/8437
KARAR TARİHİ : 02.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Galleye Müstehak Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl ve birleşen davanın reddine dair kararın birleşen dosya davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 04.03.2019 tarihli ve 2018/15956 Esas, 2019/2171 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davalı … vekilince tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl ve birleşen dosya dava dilekçelerinde, davacıların Çeşme’de kurulu Mazbut … Vakfı’nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespitini istenmiştir.
Mahkemece, asıl dosya davacıları …ile …’nin, vakfeden … …’nın soyundan değil, vakfedenin kız kardeşi Havva’nın soyundan geldikleri, birleşen dosya davacılarının ise vakfeden … … ile soybağını ispat edemedikleri gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın her iki dosya davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi tarafından asıl davanın reddine dair kararın onanmasına, birleşen dava yönünden ise dosyadaki bilgi ve belgeler üzerinde yeni bir bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece uyulan bozma ilamı gereği farklı bir bilirkişiden rapor alınarak birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ise Dairemizin 04.03.2019 gün ve 2018/15956 Esas, 2019/2171 Karar sayılı ilamı ile (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma kararının davalı … vekili tarafından düzeltilmesi istenildiğinden dosya yeniden incelenmiştir.
Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
5737 sayılı Vakıflar Yasası’nın 3. maddesine göre mazbut vakıflar, bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (…) yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlanmıştır.
Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir.
Bir vakfın nasıl yönetilip işletileceği, vakfedilen maldan kimlerin hangi esas ve ölçüler içinde yararlanacağı vakfedenin iradesiyle belirlenir. Vakfedenin bu konudaki beyan ve şartlarını içeren, vakfın âdeta tüzüğü niteliğindeki yazılı belgeye “vakfiyye” adı verilmektedir. Vakfiyede yer alıp vakfın kuruluş ve meşruiyet esaslarına aykırı olmayan şartlara bir zaruret bulunmadıkça uyulması gerektiği kabul edilmektedir.
Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (…, …; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle mad.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacıların, dava konusu vakfın vakfedeni … … ile soybağını üç ayrı delile dayanarak ispat etmeye çalıştıkları, buna göre; davacılardan …’ın babası diğer davacıların ise dedesi … ile davacılar … ve …’ın babası Hasan Basri Baykal’ın dava konusu vakfın mütevelli ile yönetildiği dönemde vakıf evladı sıfatıyla 13.01.1939 tarihinde mütevelli seçimine katıldıkları, ikinci olarak davacısının … olduğu davada -dava konusu vakfın vakıf evladı olduğu iddiasıyla açılan dava- Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 1948/4-1950/227 sayılı dava dosyasında …’a vakıf evladı olarak davanın ihbar edilerek hüküm kurulduğu ve son olarak da vakfedenin kızı … Hanıma ait Milli Kütüphane’de bulunan … Adası Şeriyye Sicil Defteri no:107, sayfa:72’de bulunan veraset ilamına dayanılmıştır.
Davanın ispatı için dayanılan ilk iki delil yani mütevelli seçimine katılma ve davanın vakıf evladı sıfatı ile ihbarı iddianın ispatı için yeterli değildir. Nitekim (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi ile Dairemizin bozma ilamlarında delil olarak sunulan vakfedenin kızı … Hanıma ait Milli Kütüphane’de bulunan … Adası Şeriyye Sicil Defteri no:107, sayfa:72’de bulunan veraset ilamı ile yeni kayıtların karşılaştırılması yönünden mahkeme kararı bozulmuştur.
Vakfeden ile davacılar arasındaki iddia edilen soybağı incelendiğinde; davacılar şeriyye sicil kaydı ekinde sundukları secere tablosuna göre; Vakfeden … …, vakfenin kızının … Hanım, … Hanımın oğlunun …, …’ın da oğlunun … Hamdi olduğu yönünde soybağını kurmaya çalışmışlardır. Şimdi sırası ile vakfiye ile diğer belgelerdeki kayıtlara göre vakfedenin soybağı irdelendiğinde;
Vakfedenin alt soyuna dair bilgiler ihtiva eden 17 Rabiü’l-evvel 1221 H.(1806 M) tarihli asıl vakfiye ile 10 Şaban 1247 H. (1832 M.) tarihli zeyl vakfiyelerde; vakfeden … … oğlu … …’nın kızı … Hanım ile birlikte altı çocuğu olduğu, bunlardan vakfedenin oğlu 1247 H/1832 M tarihinde vefat eden Halil Bey’in, … … adında oğlu ile henüz doğmamış bir çocuğu olduğu, … Hanım’ın altsoyuna dair bir kaydın olmadığı,
Vakfedenin kızı … Hanıma ait Milli Kütüphane’de bulunan … Adası Şeriyye Sicil Defteri no:107, sayfa:72’de kayıtlı 1867 M.tarihli şeriyye sicil kaydına göre ise; vakfeden … … … kızı … Hanım’ın … …’den olma çocukları … (davacılar üst soyunu bu kişiye dayandırıyorlar) Ahmed ve … adında çocukları olduğu, bunun dışında altsoya dair bir kaydın olmadığı,
Tercümesi yaptırılan atik nüfus kayıt örneklerinden Çeşme Yeni Cami Muhacir C.2; S:27’deki kayda göre 1822 doğumlu … … … …’nin … … ile anne adı yok- ölü) çocukları olduğu, … …’nin eşi 1837 doğumlu … Hanım’ın ise … Lübabe ve … kızı olduğu, bu kişilerin çocukları olup olmadığı kayıtta mevcut olmadığı, yani iş bu atik kayıtta … ile …’nin Şeriyye sicil kaydında geçtiği üzere …, … adında çocuk olmadığı sadece … adında kızları olduğu bu yönü ile atik kaydın şerriyye sicil kaydını teyit ettiği,
Güncel nüfus kayıtlarında davacıların en üstsoyu … ve … oğlu 1876 doğumlu … …’a kadar gittiği, Yeni Cami-Eski Cami Muhacir C.2, S: 47, H:38 deki atik kayıtlara bakıldığında ise davacıların üstsoyu … Efendinin babasının 1839 doğumlu Çifçilik yapan … … namı ile … … olduğu, … …’nın anne-babasının ise … … ile … olduğu yani şeriyye sicil kaydında ismi geçen …’ın annesi … kızı … Hanım, babası … olduğu halde iş güncel ve atik nüfus kayıtlarında ismi geçen 1839 doğumlu …’ın annesinin …, babasının … olduğu,
Ayrıntıları ile incelenen vakfiye, şeriyye sicil kaydı ile güncel nüfus kaydı ile dayanak atik kayıtlar üzerinden değerlendirme yapıldığında vakfeden ile davacılar arasında kanbağına dayalı soybağı kurulamadığı, bu yöne işaret eden bozma ilamlarında doğrultusunda aldırılacak bilirkişi raporlarının tespit edilen bu maddi olguyu değiştirmeyeceği bu defa ki inceleme ile anlaşılmakla mahkemenin bu yöne işaret eden kararının onanması gerektiği anlaşıldığından bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, 04.03.2019 gün ve 2018/15956 Esas, 2019/2171 Karar sayılı ilamı bozma ilamının KALDIRILMASINA, yeniden yapılan inceleme, dosya içeriği, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca ONANMASINA, HUMK’un 442.maddesi gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 9,50 TL7nin davacılardan alınmasına, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine 02.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.