YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4701
KARAR NO : 2019/9209
KARAR TARİHİ : 17.10.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İmamoğlu İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 10,Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kez davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; haciz ihbarnamesinin müvekkiline tebliğ edildiği 17.05.2016 tarihi itibariyle borçludan 427.047,68 TL alacaklı olduklarını, borçlu ile müvekkili Banka arasında yapılan kredi sözleşmesine göre, borçluya ait hesaplar üzerinde, takas, mahsup, rehin ve hapis haklarının olduğunu açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; Genel Kredi Sözleşmesi’nin takip tarihinden sonra düzenlendiğini, bankanın borçları ve riski bilerek kredi verdiğini, ortada gerçek bir rehin alacağı mevcut olmadığını,borçlunun hesabından serbestçe tasarruf edebildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacı üçüncü kişi Bankanın borçlunun 25506979 nolu hesabı üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğu, ancak borçlunun, davacı Bankaya olan borcunun tamamını 22/11/2017 tarihinde ödemesi nedeniyle, davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 09.04.2019 tarihli ve 2018/1749 Esas, 2019/580 Karar sayılı kararı ile; üçüncü kişi Bankanın 89/1 haciz ihbarnamesine karşı, takip borçlusunun Banka nezdindeki mevduatları üzerinde rehin hakkı bulunduğuna dair beyanının İİK’nin 89/1 ve 89/4 maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve istemin reddi gerekirken, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değil ise de, davalı alacaklı vekilinin sadece vekalet ücreti bakımından istinaf başvurusunda bulunması ve aleyhe bozma yasağı göz önüne alındığından bahisle davacı üçüncü kişi vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, usuli müktesep haklar ve aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak gerekçede hata edilmesi ve vekalet ücretindeki hata nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin kararının, HMK’nin 353/1-b-2 maddesi gereğince tümüyle kaldırılmasına, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı alacaklı lehine maktu vekalet ücreti takdirine, HMK’nin 326. maddesi gereğince davacı üçüncü kişi lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
1.Tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33).
Borçlunun üçüncü kişi bankadaki mevduat alacağı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 106/2. maddesi gereğince menkul hükmündedir. Bankadaki mevduat, menkul haczi gibi icra müdürlüğünce bankaya yazılacak yazı ile haczedilebileceği gibi, İİK’nin 89. maddesine uygun olarak düzenlenen haciz ihbarnamesi ile de haczedilebilir. Bu takdirde İİK’nin 89. ve bunu izleyen maddelerde yazılı hukuki sonuçlar doğar.
İİK’nin 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişi Bankanın, borçluya ait mevduat hesabı üzerinde rehin hakkının olduğunu ileri sürmesi, haciz ihbarnamesine itiraz niteliğinde olup, alacaklı İİK’nin 89/4. maddesi uyarınca üçüncü kişinin cevabının aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü kişinin İİK’nin 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir (HGK’nin 28.3.2012 tarihli ve 2011/12-849-242 sayılı kararı).
Üçüncü kişinin haciz müzekkeresine karşı mevduat hesabı üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ileri sürmesi ise, İİK’nin 96/1 maddesi uyarınca istihkak iddiası niteliğinde olup, icra müdürünün istihkak prosedürünü düzenleyen İİK’nin 96-97 maddelerinde yazılı kurallara göre işlem yapması gerekir.
Somut olayda, borçlu şirketin hesaplarında bulunan paraların haczi için davacı Bankaya 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiği, Banka tarafından verilen cevapta, şube nezdinde bulunan borçluya ait hesap üzerindeki rehin, hapis, takas ve mahsup haklarından sonra gelmek kaydı ile haciz şerhinin işlendiği bildirilmiştir. Buna göre, İcra Müdürlüğünce, Bankaya gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi üzerine, Bankanın hesap üzerinde, rehin hakkını ileri sürmesi, haciz ihbarnamesine itiraz mahiyetinde olup, bu itirazın İİK’nin 89. maddesinde düzenlendiği şekilde çözümlenmesi gerekir: Üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davasının açıklanan nedenlerle reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu karara karşı davalı alacaklı vekili tarafından vekalet ücreti yönünden, davacı üçüncü vekili ise esas yönünden istinaf yoluna başvurduğu bozma gerekçesi ve kararın sonuçları itibariyle aleyhe karar verme yasağı söz konusu olamayacağı öte yandan, davacı üçüncü kişi Bankanın haciz ihbarnamesine itirazı, istihkak olarak değerlendirilerek takibin devamı veya taliki hakkında karar verilmek üzere dosya İcra Mahkemesine gönderilmiş olup İcra Mahkemesi tarafından takibin devamına ilişkin karar verilmesi üzerine eldeki dava açıldığına göre yargılama giderlerinden sorumlu tutulacak taraf belirlenirken bu hususun gözetilmemesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Davacı ve davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda 2. bentte yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 17.10.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.