YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4781
KARAR NO : 2019/7736
KARAR TARİHİ : 18.09.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, 10.10.2013 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkili şirkete ait makinenin haczedildiğini öne sürerek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, haczedilen menkullerle müvekkili şirketin ilgisinin olmadığını açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, haciz yapılan taşınmaz üzerinde iki ayrı bina bulunduğu, bu binaların birisinde üçüncü kişi şirketin, diğerinde ise borçlu şirketin faaliyette bulunduğu, dava konusu haczin ise üçüncü kişi şirketin faaliyette bulunduğu yerde yapıldığı, iki şirket arasında organik bağ bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca mahcuz makinenin üçüncü kişi şirkete ait olduğunun anlaşıldığı, ancak yargılama devam ederken alacaklı vekilinin talebi uyarınca haczin kaldırıldığı, bu durumda davanın konusuz kaldığı, üçüncü kişinin istihkak iddiasında haklı olduğu gerekçesi ile, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı alacaklı tarafın nispi karar ve ilam harcı ile yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekilince yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İstihkak davası konusuz kaldığında karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca alacak miktarı ile haczedilen taşınır malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden nispi olarak hesaplanacak vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren tarafa yükletilmesi gerekir.
O halde, Mahkemece öncelikle haciz tutanağında mahcuzun değeri belirtilmemiş olduğundan, bu eksikliğin İcra Müdürlüğünce ikmali sağlanarak alacak miktarı ile mahcuzun değerinden hangisi az ise bu değer üzerinden davacı üçüncü kişi lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken asıl icra dairesince yazılan haciz talimatında yer alan güncel borç tutarı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3. Davalı alacaklı vekilinin karar ve ilam harcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı; 2-a fıkrasında ise, 1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır.Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınacağı kuşkusuzdur.
O halde, Mahkemece uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmediğine göre maktu karar ve ilam harcı ile yetinilmesi gerekirken nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.