YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4827
KARAR NO : 2019/8240
KARAR TARİHİ : 30.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 20.06.2019 tarihli ve 2019/2951 Esas, 2019/6274 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı … vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin nüfus kayıtlarında ölü eşi … ile müşterek çocuğu görünen davalı …’ın gerçekte …’un kardeşi … ile eşi … …’ın müşterek çocuğu olduğunu ileri sürerek nüfus kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini istemiş; Mahkemece “Davalı …’ın evlilik birliğine düzgün nesepli çocuk olarak tescil edildiği, mevcut nesep reddedilmediği sürece bu davanın açılamayacağı” gerekçesi ile dava reddedilmiş, temyiz sonucu Dairemizin “… ve …’ın kendi çocukları olmadığını bildikleri halde davalı …’ı yanlış ve yanıltıcı beyan ve işlemle yasaya aykırı olarak kendi hanelerine kayıt ettirdiklerinin iddia edildiği ve bu durumun yapılan DNA ile de belirlendiği, bu türden yanlış ve yanıltıcı beyan ve işlemle yasaya aykırı olarak yapılan kayıtların düzeltilmesinin nüfus kaydının düzeltilmesi davası olduğu, davacı tarafından açılan davanın mevcut kanıtlar doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiği” yönündeki bozma ilamı üzerine ise davanın kabulüne dair verilen karar davalı … tarafından temyiz edilmiş, hükmün Dairemizce onanması üzerine davalı … vekili kararın düzeltilmesini istediğinden, dosya yeniden incelenmiştir.
Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir.
Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir.
6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 Sayılı HUMK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına “usulî müktesep hak” doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda farklı bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtay’ın hatalı kararından dönmesi mümkündür.
Mahkemece, Dairemizin; “DNA raporunun davacı iddiasını doğruladığı” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulduğu, ancak somut olaydaki iddia ile ilgili Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesince düzenlenen 14.12.2001 tarihli raporda, “… ve …’ın, …’ın anne ve babası olamayacağı; …’ın, …’ın babası olamayacağı, Turcihan …’ın %99.99 …’ın annesi olduğu bildirildiği, dolayısıyla davacının …’ın davalı …’ın babası olduğu iddiasının yerinde olmadığı, bozma ilamının maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmakla, taraflar lehine veya aleyhine sonuç doğurmaz.
Dava nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile yakından ilgilidir. Nüfus kayıtlarındaki istemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır.
Buna göre, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesince düzenlenen 14.12.2001 tarihli raporda, “…’ın, …’ın babası olamayacağı” bildirildiği halde, Mahkemece bu rapora aykırı olarak …’ın …’ın babası olduğunun tespitine karar verildiği bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemize ait 20.06.2019 tarihli ve 2019/2951 Esas, 2019/6274 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.