Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4874 E. 2019/8875 K. 10.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4874
KARAR NO : 2019/8875
KARAR TARİHİ : 10.10.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 1. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı 01.09.2014 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 30.10.2017 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 24.000,00 TL’den 2014 yılı Temmuz, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayları kirası 120.000,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 01.11.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 02.11.2017 tarihli itiraz dilekçesinde, alacaklılara herhangi bir kira borcu olmadığını, kendisinin alacaklılara nakit olarak vermiş olduğu 838.000,00 TL ile teminat senedi olarak verilen 1.500.000,00 TL ve 50.000 TL’lik iki adet teminat senedi alacağı olduğunu, alacaklıların kira sözleşmesi ile restoran olarak kullanılmak üzere kiraya verdiklerini, ancak alacaklıların buranın çalıştırılması için gerekli ruhsatları alarak burayı restoran olarak çalıştırmasını sağlayamadığını, yani kiralanan yeri sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli hale getirip teslim edemediğini bildirerek borca, faiz ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, kiralananın fiilen kullanılıp kullanılmaması sözleşmeyi imkansız hale getiren bir sebep olarak kabul edilemeyeceğinden, kiracı davalının kira bedeli ödememesi şeklinde haklı bir neden doğurmayacağı, yine davalı kiracının kira borcunu ödediğini İİK’nin 269/c maddesindeki belgelerle ispat edemediği, bu nedenlerle davalının itirazı yerinde görülmediğinden davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamına ve davalının dava konusu mecurdan tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı borçlunun itirazlarını İİK’nin 269/c maddesi anlamında belgelerle ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamına sunulmuş bu şekilde bir belge bulunmadığı, kira sözleşmesinde kiraya veren ruhsat almadığı takdirde kira parası ödenmeyeceğine veya kira parasının ruhsat alınmasından sonra ödenmeye başlanacağına dair bir düzenleme bulunmadığı gibi, taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kira bedelinin ödenmesinin belli bir koşula da bağlanmadığına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1. Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında 01.09.2014 başlangıç tarihli, 5 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Kira sözleşmesi 01.09.2014 başlangıç tarihli olup, kira ödemelerinin 1 Eylül 2014 tarihinden 1 Eylül 2015 tarihine kadar aylık ödemeler halinde yapılacağı, 1 Eylül 2015 tarihi itibariyle yıllık peşin ödemeler halinde yapılacağı, bir defaya mahsus Ağustos 2014 tarihinin kira bedelinin ise 15 Temmuz 2014 tarihinde peşin olarak ödeneceği düzenlenmiştir. Buna göre taraflar arasındaki kira ilişkisi 01.09.2014 tarihinde başlamış olup, takibe konu edilen 2014 yılı Temmuz ayı itibariyle taraflar arasındaki kira ilişkisinin başlamamış olduğu gibi, kira sözleşmesinde 2014 yılı Temmuz ayı kirasına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda 2014 yılı Temmuz ayı kirası yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin 2014 yılı Temmuz ayı alacağına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.