Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4892 E. 2019/7735 K. 18.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4892
KARAR NO : 2019/7735
KARAR TARİHİ : 18.09.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı vekili,12.02.104 tarihli haciz esnasında mülkiyeti borçluya ait malların haczedildiğini, mülkiyet karinesinin müvekkili lehine olduğunu,borcun doğum tarihinden sonra yapılan işyeri devrinin mal kaçırma amacına yönelik olduğunu öne sürerek, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, mahcuzların mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunu, mülkiyeti dava dışı Ticaret Borsasına ait olan haciz yapılan restaurantın 11.01.2014 tarihinde kiralandığını, içerisindeki demirbaşların ise 13.01.2014 tarihinde yine dava dışı Selman Yemek Şirketinden satın alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, üçüncü kişinin demirbaşları satın aldığı dava dışı Selman Yemek Şirketinin yetkilisi ile borçlunun aynı kişiler olduğu, işyerinin haciz tarihinden kısa bir süre önce üçüncü kişi şirkete devredildiği, borcun doğum tarihinden sonra yapılan devir işleminin alacağın tahsiline engel olma amacıyla yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir
Dava konusu haciz her ne kadar dayanak senette geçen adreste yapılmış ise de; ödeme emrinin bu adreste borçluya tebliğ edilmediği, haciz adresinin halihazırda davalı üçüncü kişi şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresi olduğu, haciz sırasında borçlunun hazır olmadığı, borçlu adına belge bulunmadığı ve borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ bulunmadığı anlaşılmıştır.
Buna göre, somut olayda mülkiyet karinesi davalı üçüncü kişi lehine olup mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Bundan ayrı olarak,devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davalı üçüncü kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu, davacı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, muvazaa iddiasını ispat edebilecek herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır.Kaldı ki, devir işleminin borçlu ile üçüncü kişi arasında yapılmadığı, borçlunun, üçüncü kişi şirketin işyerini devraldığı dava dışı Selman Yemek Şirketinin ortak olmayan, dışardan atanan müdürü olduğu dosya içerisindeki yazı cevaplarından tespit edilmiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.