YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4895
KARAR NO : 2019/9194
KARAR TARİHİ : 17.10.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi .
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 1. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, davanın usulden reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 23.04.2013 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 18.05.2018 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 23.04.2017 faiz başlangıç tarihli 129.713,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 25.05.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlunun takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmemesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak kesinleşen takip nedeniyle tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı alacaklının davalı borçludan takibe konu edilen döneme yönelik kira alacağının sabit olmadığı, takibe konu edilen kira dönemine ait borcun da ödenmiş olması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, takibe dayanak kira sözleşmesinde kiraya verenin İbrahim…’na vesayeten … olduğu, takibe konu kira sözleşmesi, kiraya veren sıfatıyla dava dışı İbrahim…’na vesayeten… tarafından imzalanmış ise de, icra takibinin … tarafından başlatıldığı gibi, eldeki davanın da aynı kişi tarafından açıldığı, tahliye davasının kural olarak, kiralayan tarafından açılması gerektiği, icra takibinin kira sözleşmesinde taraf olan İbrahim… adına vesayeten başlatılmadığı ve davanın da buna göre açılmadığının anlaşılmakta olduğu, davacı … Küni kendi adına takip ve dava ehliyetine sahip olmadığından, davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusu üzerine kamu düzeni yönünden yapılan incelemeye göre kararın kaldırılmasına ve davanın usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
TBK’nin 315. maddesi gereğince temerrüt nedeniyle tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından kiracıya karşı açılması gerekir. Kiralayan veya kiracının ölü olması halinde kira ilişkisi devam ettiği sürece davanın, mirasçıların tamamı tarafından, tüm mirasçılara karşı açılması gerekir.
Taraflar arasında 23.04.2013 başlangıç tarihli, 7 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Takipte dayanılan ve karara esas alınan 23.04.2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiracı … Akademik Eğitim Hiz. İnş. Tur. San. Ve Tic. Ltd.Şti., kiraya veren ise İbrahim… olup, kira sözleşmesi “İbrahim…’na vesayeten … tarafından imza edilmiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan veraset ilamına göre kira sözleşmesinin kiraya vereni İbrahim… 13.02.2016 tarihinde vefat etmekle, tek mirasçısının davacı … olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, dava konusu taşınmaz miras bırakandan intikal etmiş olup, davacının dışında başka mirasçıların bulunmadığı anlaşıldığından, davacının tek başına tahliye davası açma hakkı bulunmaktadır.
Öte yandan, davalı kiracı takibe konu kira bedellerinin ödendiğini İİK’nin 269/c maddesi gereğince noterlikçe resen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecburdur. Davalı cevap dilekçesi ile takibe konu edilen 23.04.2017 – 23.04.2018 kira dönemine ilişkin kira bedellerini davacıya takipten önce ödediğini ileri sürmüş ve dosyaya buna dair ödeme dekontlarını sunmuştur. Bu durumda mahkemece dosyada mevcut ödeme belgeleri üzerinde de durularak sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.