YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5132
KARAR NO : 2019/8748
KARAR TARİHİ : 08.10.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25/10/2018 tarihli ve 2016/904 Esas, 2018/17954 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı üçüncü kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, menkullerin üçüncü kişi tarafından satın alındığına ilişkin faturalarının bulunduğunu, dayanak senetlerin teminat senedi olması nedeni ile takibin geçersiz olduğunu açıklayarak, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan faturaların ilgili kanunlara göre usulüne uygun tasdik edilmiş olduğu, bedellerinin ödendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile haciz tutanağında belirtilen mallara ilişkin (Beko 82 ekran ….56 ekran TV hariç) istihkak iddiasının kabulüne karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 25.10.2018 tarihli ve 2016/904 Esas, 2018/17954 Karar sayılı ilamı ile davacı üçüncü kişinin temyizine ilişkin kısmın kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle temyiz talebinin reddine, alacaklı vekilinin ise temyiz talebinin kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş ve Mahkemece ek kararla davacının talebinin süre yönünden reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi tarafından ek karar temyiz edilmiştir.
1086 Sayılı HUMK’de 440 vd maddeleri uyarınca tashihi karar yoluna ilişkin taleplerin süresinde olup olmadığını denetleme ve süresinde değilse bu hususta karar verme yetkisi karar düzeltme talebini inceleyecek Yargıtayın ilgili Dairesine aittir. Yerel Mahkemenin bu konuda karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432’nci maddesinin (5.) fıkrasında yerel mahkeme hakimine tanınan yetki, “temyiz talebinin kanuni süresinde bulunması” ve “kararın temyizi kabil olmaması” haline münhasır olup, karar düzeltme talebi bu hükmün dışındadır. Bu sebeple karar düzeltme talebinin süresinde yapılmaması nedeniyle reddine dair yerel mahkemece verilen 29.01.2019 tarihli ek karar usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacının karar düzeltme dilekçesinin incelenmesinde ise Yargıtay ilamının davacı üçüncü kişi vekilinin duruşmada olması nedeniyle daimi çalışanına 10.01.2019 tarihinde Tebligat Kanunu’na uygun olarak tebliğ edildiği, 22.01.2019 tarihinde harç yatırılarak ve havale yapılarak karar düzeltme talebinde bulunulduğu, davacı vekilinin karar düzeltme talebini 10 günlük yasal süre geçtikten sonra yaptığı anlaşıldığından karar düzeltme dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin ek kararının kaldırılmasına, Yargıtay ilamına yönelik davacı üçüncü kişi vekilinin karar düzeltme isteği yasal süresi içerisinde yapılmadığından HMK’nin 440/1. maddesi uyarınca karar düzeltme dilekçesinin süreden REDDİNE, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.