Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/5565 E. 2019/9403 K. 22.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5565
KARAR NO : 2019/9403
KARAR TARİHİ : 22.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı Hazine vekili, 390 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … ve dört arkadaşı vekili ile davalı … vekili ve öteki davalılar …,… ayrı ayrı ibraz ettikleri cevap dilekçelerinde davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Diğer davalılar ile dahili davalılara dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edildiği halde yargılama oturumlarına katılmamış ve cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, (ilk kararda) “…hak düşürücü süre yönünden davanın reddine” karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 18.04.2014 tarihli ve 2013/14750 Esas, 2014/7651 Karar sayılı ilamı ile, ”….işin esasının ve dava konusu taşınmazın 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre değerlendirilmesi ve ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, Mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.” gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra, “davanın kısmen kabulü ile teknik bilirkişi Ayhan Özçelik’in 27.01.2015 tarihli ek raporu dikkate alınmak sureti ile davaya konu… ilçesi, Merkez mahallede bulunan 390 parselin krokide (A) harfi ile gösterilen 353 m2’lik kısmının kıyı çizgisinde kalması sebebi ile tapusunun iptal edilerek, bu kısmın davacı … hazinesi adına tapuya tesciline, bu parselde bakiye 4687 m2’lik kısmın davalılar üzerinde ipkasına” şeklinde hüküm kurulmuştur. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, 390 parsel sayılı taşınmaz, 23.05.1961 tarihinde “Ölü … Mirasçıları” adına kayıt edilmiş olup (tapu kaydına göre) tapu malikleri “Ölü …” olmayıp 26.12.1952 yılında vefat eden … oğlu … mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır.
Kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır.
Somut olayda, 26.12.1952 yılında vefat eden … oğlu … mirasçılarına yönelik… Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.03.2008 tarihli ve 2007/109 Esas, 2008/123 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile … 20. Anadolu Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2014/796 Esas, 2015/455 Karar sayılı mirasçılık belgesi arasında (özellikle) … oğlu …’in ikinci eşi … …’in mirasçıları ile … … (ve mirasçıları) konusunda farklar bulunması nedeniyle çelişkinin giderilmesi adına güncel veraset ilamının temini sağlanmış, mahkemece noksan ikmali yoluyla gönderilen … Anadolu Mahkemesinin 11.11.2016 tarihli ve 2016/320 Esas, 2015/455 Karar sayılı veraset belgesinde de (bu kez) ilk iki mirasçılık belgesinde yer almayan “Meral Sert” ile “… Şişman”ın 1997 yılında vefat eden … Kızı Atiye Kozlu’nun mirasçıları arasında gösterildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya ibraz edilen her üç veraset ilamı arasında çelişki bulunması nedeniyle mahkemece, … oğlu … mirasçıları tereddüte mahal bırakılamayacak şekilde tespit edilmeden işin esası hakkında karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda, mahkemece, her üç mirasçılık belgesi arasındaki farklılıkların nedenleri araştırılarak gerektiğinde davacı tarafa (tüm çelişkileri giderecek) güncel bir veraset belgesi sunulması için süre ve imkan tanınarak tapu maliklerinin kuşkuya yer verilmeyecek şekilde tespit edilmesi, tespit edilecek maliklerden taraf gösterilmeyenlerin varlığı halinde bu kişilerin davaya dahillerinin sağlanması, ondan sonra (bir önceki bozma ilamında belirtilen ilkelerde gözetilip) tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.