YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5622
KARAR NO : 2021/3493
KARAR TARİHİ : 14.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Men’i Müdahale ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin B/5 blok 25 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazı içinde bulunan eşyalar ile birlikte davalıdan 19.02.2014 tarihinde satın aldığını, site yönetiminin davalının halen konutu kullandığının kendilerine bildirilmesi üzerine taşınmazın tahliyesi ve taşınmazda oturduğu dönem için kira bedeli ödenmesi için davalıya ihtarname keşide edildiğini, davalının cevaben konutu kullanmadığını ve kira borcu olmadığını bildirdiğini belirterek elatmanın önlenmesi ile taşınmazdan tahliyesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Çukurambar’da eşi ve üç çocuğu ile birlikte yaşadığını, taşınmazda oturmadığını haksız işgalin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabında davalının yerleşim yeri adresinin dava konusu taşınmazdan farklı olduğunun görüldüğü, keşifte dinlenen vardiya amirinin ifadesi, dava konusu taşınmazın aidatının dava dışı İnci Tiryaki tarafından ödendiğine ilişkin dekontlar dikkate alındığında davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Elatmanın önlenmesi yönünden;
Bilindiği üzere; dava konusunun davacı tarafından devri 6100 sayılı HMK’nin 125. maddesinin 2. bendinde düzenlenmiş ve madde metninde aynen “davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devir edilecek olursa, devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder” denilmiştir.
Dava konusunun davacı tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi halini düzenleyen HMK’nin 125/2. maddesi hükmü, devralan üçüncü kişinin hukuk gereği davacı sıfat ve buna bağlı olarak dava takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği gerekçesiyle devralan kişinin kendiliğinden davacı yerine geçerek davaya kaldığı yerden devam olunacağı esasını getirmiştir. Bu hükme göre dava, davayı devralan üçüncü kişi ile davalı arasında devam edecektir. Bunun için davalının bu konuda karar vermesi veya devralan üçüncü kişinin davacı yerine geçmesi için onayı aranmaz. Dava konusu şey, dava açıldıktan sonra davacı tarafından başka bir kişiye devredilirse, bu durumda devralmış olan kişi davacı yerine geçerek görülmekte olan davaya kaldığı yerden devam eder. Ancak bu halde davalı yeni davacıya karşı, kişisel savunma sebeplerini ileri sürebilir. Somut olayda; dava konusu B/5 blok 25 no.lu bağımsız bölümün hüküm tarihinden sonra dava dışı 3. kişiye satıldığı görülmüştür.
Hal böyle olunca; Mahkemece dava konusu taşınmaza ait son tapu kaydı dosyaya kazandırılıp kayıt malikine bildirim yapılmak suretiyle davaya devam edip etmeyeceği hususu üzerinde durularak yeni malikin davaya devam etmesi halinde elatmanın önlenmesi talepleri yönünden işin esası hakkında karar verilmesi, davaya devam etmemesi halinde ise sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2.Ecrimisil yönünden;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).Öte yandan;ecrimisile hükmedilebilmesi için,taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması dahi sonuca etkili değildir.
Somut olaya gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu B/5 blok 25 no.lu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle kayden davacıya ait olduğu, davacının taşınmazı 19.02.2014 tarihinde davalıdan satın almak suretiyle edindiği anlaşılmaktadır. Davacı, taşınmazın halen eski malik davalının kullanımında bulunduğu iddiası ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir. Unutulmamalıdır ki, kayıt malikinin taşınmazı kullanımının bir hakka dayanmadan engellenmesi haksız işgal olup kullanımın engellenmesi bizzat yapılabileceği gibi 3. kişiler aracılığıyla da gerçekleştirilebilir.
Davacı vekili dava dilekçesinde tanık deliline dayanmıştır. Ne var ki; Mahkemece tanık isimlerinin bildirilmesi için süre ve imkan tanınmadığı gibi, mahallinde yapılan keşifte dava konusu bağımsız bölümün içerisine girilememiş ve re’sen dinlenen vardiya amirinin beyanı esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, mahallinde yeniden keşif icra edilmeli, davacı vekiline tanık isimlerini bildirmesi için süre ve imkan tanınmalı, tanık bildirilmesi halinde, mahallinde yeniden icra edilecek keşifte tanık beyanları dinlenmeli, keşifte kayden davacıya ait bağımsız bölümün kapısı açılıp (gerekirse çilingir marifetiyle) içeri girilerek bağımsız bölümün kimin kullanımında olduğu, davalı tarafından haksız alıkonulup konulmadığı tespit edilmeli ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece, anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik araştırma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 14.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.