Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/5673 E. 2019/9335 K. 21.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5673
KARAR NO : 2019/9335
KARAR TARİHİ : 21.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Ve Değer Artış Payı Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 30.04.2019 tarihli ve 2018/16090 Esas, 2019/4486 Karar sayılı ilamı ile düzelterek onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde davalı adına kooperatife kayıt olunduğunu, yapılan tüm ödemelerin davacı tarafından karşılandığını belirterek, kooperatif ortaklık kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazın bilirkişilerce belirlenecek değerinin tamamının aynen iadesini, bilirkişi incelemesi sonucu davacının katkı payı hesaplanarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle en az 1/2 olmak üzere 7.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, taleple bağlı kalarak alacak talebinin kabülü ile 7.000,00 TL’nin karar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup; hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede Dairenin 2012/3562 Esas, 2012/13263 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edildiği, taşınmazın öncelikle 01.01.2002 tarihi itibariyle inşaat seviyesine göre değeri tespit edilerek bu değerin davacının kişisel malı olduğunun kabulü, taşınmazın teslim tarihine kadar inşaat seviyesinin değeri tespit edilerek, davacının kişisel malının katkı oranının (değer artış payı oranı) belirlenmesi, bu oran ile taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki değeri çarpılarak değer artış payının ve bu değer artış payı TMK’nin 230. maddesi gereği düşüldükten sonra artık değerin yarısı oranında katılma alacağının karar altına alınması gerektiği açıklanarak, her iki taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, tapu iptal ve tescil talebinin reddine, alacak yönünden talebin kısmen kabulü ile 19.620,82 TL’nin davalıdan
tahsiline karar verilmiş, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine Dairenin 2014/23328 Esas, 216/10128 Karar sayılı ilamıyla, davacının dava dilekçesinde talebinin 7.000,00 TL olduğuna ve bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına (Yargıtay İBBGK’nin 04.02.1948 tarihli kararı) göre başlangıçtaki bu talep gözönünde bulundurularak davanın katılma alacağı ve değer artış payı bölümleri ayrı ayrı gösterilmek üzere bu miktar üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken bozmadan sonraki ıslaha değer verilerek yazılı şekilde hüküm tesisinin yerinde olmadığına işaret edilmiş ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülerek hüküm bozulmuş, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme isteği de reddedilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararda, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kısmen kabulüyle 3.500,00 TL katılma alacağı ve 3.500,00 TL değer artış payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece, 30/04/2019 tarihli ve 2018/16090 Esas, 2019/4486 Karar sayılı ilam ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine, davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, davacı vekili ve davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talebinde bulunulmuştur.
1. Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin incelenmesinde;
a) Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.( 6100 sayılı HMK geçici madde 3/2)
Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar. ( HMK mad. 102) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.(HMK mad.104)
Mahkemece, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği, davalı vekiline, mahkemenin bozma üzerine verdiği gerekçeli kararının, 17.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin mahkeme kararını on beş günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra, fakat mahkemece kararda belirtilen iki haftalık süre içinde, 05.09.2018 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 20/1/2016 tarihli ve 2013/7114 başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere kararda temyiz süresinin hatalı gösterilerek hukuki belirsizliğe yol açılması, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 297/1-ç maddesi ve Anayasa’nın 40. maddesi hükümlerine göre de kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesinin kararı ışığında Mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü göz önüne alındığında davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine dair karara yönelik karar düzeltme talebinin yerinde olduğu kabul edilerek, 30.04.2019 tarihli davalı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine ilişkin Dairemiz kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildi. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine geçildi.
b) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin incelenmesinde;
a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine,
b)Dairemizin 2018/16090 Esas, 2019/4486 Karar sayılı ilamıyla; gerekçeli kararın ilk satırında geçen “Davanın kısmen kabul kısmen reddine,” ifadelerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine “Davanın kabulüne ” ifadelerinin yazılmasına, hükmün 2 nolu bendinde geçen “karar tarihinden” ibaresinin hüküm yerinden çıkartılmasına yerine “karar tarihi 14.05.2014 tarihinden itibaren” rakam ve kelimelerinin yazılmasına, hükmün 2 nolu bendinde geçen “fazlaya ilişkin talebin reddine” ifadesinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerine “fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına” ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu haliyle onanmasına karar verilmiştir. Düzelterek onamaya ilişkin Daire ilamına göre hüküm , davanın kabulüne şeklinde düzeltildiğine göre, hükümdeki yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de hükmün düzeltilmesi gerektiğinden, davacı vekilininin karar düzeltme istemi yerinde görülmüş, fakat bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik hüküm fıkralarının aşağıda belirtildiği şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin REDDİNE, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik karar düzeltme isteminin KABULÜ ile; Dairemizin 30.04.2019 tarihli ve 2018/16090 Esas, 2019/4486 Karar sayılı düzelterek onama kararına ilaveten mahkeme hükmünün 3 numaralı bendinin çıkarılarak yerine, ‘’3- Davacı tarafından yapılan toplam 3877.95 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,’’ bendinin eklenmesine, 4 numaralı bendinin çıkarılarak yerine, ‘’4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,’’ bendinin eklenmesine, 6 numaralı bendin hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalı vekilinin isteminin yukarıda (1-a) bendinde gösterilen nedenlerle kabulü ile Dairemizin 30.04.2019 tarihli ve 2018/16090 Esas, 2019/4486 Karar sayılı ilamındaki, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, (1-b) maddesinde gösterilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere ayrı ayrı iadesine, 21.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.