Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/5882 E. 2019/10243 K. 12.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5882
KARAR NO : 2019/10243
KARAR TARİHİ : 12.11.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takipte haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, mahcuzların, borçlu şirketten bedeli banka hesabına ödenmek suretiyle alındığını beyanla istihkak iddialarının kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz yapılan adresin borçluya ait adres olduğunu, davacının borçlunun ortağı olduğunu, davacı şirkete malların muvazaalı olarak satışı yapılarak borçtan kurtulmaya çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, davanın davasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, haczedilen mallar ile ilgili olarak davacının hiçbir hakkının bulunmadığını, malların müvekkiline ait olduğunu, davacı tarafça daha önce de açılan tüm davaların reddedildiğini açıklayarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, alacaklı tarafından mahcuzun borçluya tesliminin talep edilmesi ve başka bir icra dosyasında alacaklının üçüncü kişi sıfatıyla borçlu lehine istihkak iddiasında bulunduğu alacaklı ve borçlu arasında kötüniyetli muvazaalı işlemler yapıldığı ayrıca haciz adresinin ödeme emri tebliğ adresi olmaması, haciz mahalline ait kira sözleşmesi, mahcuzlara ilişkin fatura ve satış protokolü üçüncü kişinin istihkak iddiasını desteklediğinden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacı üçüncü kişi, devir sözleşmesi, mahcuzlara ait olduğunu iddia ettiği 22.5.2015 tarihli borçlu tarafından düzenlenen fatura, devir bedeline ilişkin olduğu iddia edilen borçlu adına düzenlenen 23.6.2015 tarihli 145.000,00 TL bedelli EFT makbuzu ve ilgili tarih aralığına ilişkin üçüncü kişinin banka hesap hareketlerini gösterir belgeler, yevmiye defterini delil olarak sunmuştur. Bu doğrultuda davacı üçüncü kişinin ve borçlunun ticari defter ve muhasebe kayıtları üzerinde ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak, delil olarak sunulan faturaların ve devir bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin ticari defterlerde kayıt bulunup bulunmadığı ve faturalardaki malların hacizli mallara uygunluğu hususlarında yapılan ödemeler, vergi ve banka kayıtları da dikkate alınarak Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dosyada bulunan diğer delillerle birlikte borçlu ve üçüncü kişinin mal kaçırmak amacıyla işlemlerde bulunup bulunmadıkları da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.