YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6470
KARAR NO : 2021/4412
KARAR TARİHİ : 26.05.2021
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Borçlu Olmadığının Tespiti Aksi Halde Yeniden Kira Değerinin Tespiti (Paydaş)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, mahkemece karar kesin olduğundan temyiz isteği reddedilmiş, bu kez davalı vekilinin Mahkemenin temyiz başvurusu değerlendirme kararını temyiz etmesi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin Antalya ili, Aksu ilçesi, 220 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden olduğunu, kendisine miras olarak kaldığını, çok kısa bir zamandır müvekkili tarafından ekilip biçilmeye başlandığını, bu yer ile ilgili kadastro uygulamaları sırasında bir hata yapılarak taşınmazın ¼ hissesi ne baba adı, ne doğum tarihi, ne de soyadı belli olan Havvaana Kocası Ali adlı kişi adına tescil edildiğini, bu kişinin aslında hiç var olmadığını, müvekkilinin okuma yazması olmadığından bu hatanın farkına bu güne dek varılamadığını, Havvaana Kocası Ali adlı kişinin herhangi bir kimlik bilgisi olmadığından yasa gereği hissesinin her türlü tasarruf yetkisinin Milli Emlak Müdürlüğü Kayyım Bürosu Başkanlığına geçtiğini, kayyım bürosunun, müvekkiline kullanmakta olduğu 3.133,33 m2 için 10 yıllık kira bedeli olan 5.185,00 TL’yi ödemesi için ihbarname gönderdiğini, müvekkilinin kira bedeline ve belirleniş şekline itiraz ettiğini, itiraz sonucu kira bedeli olarak 2.915,00 TL belirlendiğini, bu bedelin de haksız olduğunu, müvekkilinin haksız kira bedelini düzeltmek için yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını, ayrıca hiç var olmayan bu Havvaana Kocası Ali hissesinin iptali ve kendi adına tescili için Antalya 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/264 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, bu davanın halen derdest olduğunu belirterek, tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılmasını, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine aksi halde yeniden kira değerinin tespit edilmesine, müvekkili tarafından davalı kuruma ödenen 1000 TL kira bedelinin tespit edilecek kira bedelinden mahsup edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kayyım vekili; tapu kayıtlarının belli olduğunu, 220 parselde hissesi bulunan Mustafa oğlu Ali mirasçılarına kayyım atandığını, davacının fuzuli şagil olduğunu, ecrimisil ödemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; 220 parsel nolu 14.100,00 m2 yüzölçümündeki arazinin dava konusu 3.133,33 m2’lik kısmının davacı tarafından 01.01.2006 tarihi ile 31.12.2010 tarihleri arasındaki kullanımından dolayı hesap edilen toplam ecrimisil tutarının 642,96 TL olarak hesaplandığı, Antalya 2. ASHM’nin 2012/264 Esas, 2013/556 Karar sayılı tapu iptal ve tescil davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiği, kararın da 15.03.2016 tarihinde onandığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 01.01.2006 ile 31.12.2010 tarihleri arasında kullanımdan dolayı hesap edilen toplam ecrimisil tutarı olan 642,96 TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Buna karşılık Mahkemece, kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle HUMK’un 432-426/F maddeleri uyarınca temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar verilmiş, bu defa ek karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; davacının borçlu olmadığının tespiti, olmazsa ecrimisil bedelinin yeniden tespit edilmesi ve ödenen 1000 TL’nin tespit edilecek bu miktardan mahsup edilmesi istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 220 parselin, 14.100 m2 olduğu, davacı …’ın 7/9 hissesi, Mustafa oğlu Ali’nin 2/9 hissesi olduğu, Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/170 Esas sayılı dosyasında Mustafa oğlu Ali’ye kayyım atandığı, davalı kayyım tarafından davacının kullandığı iddiasıyla 14.100 m2’lik taşınmazın 3.133,33 m2’lik bölümü için 2002, 2004, 2006, 2008, 2010 yıllarına ilişkin toplam 2.915 TL’lik tazminat bedeli ihbarnamesinin gönderildiği, davacının 220 parselde kayyım atanan hisse için tapu iptal ve tescil davası açtığı, ancak davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiği ve kararın onandığı anlaşılmaktadır.
1.Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davalının temyiz isteği kesinlik sınırı gerekçe gösterilerek reddedilmiş ise de; 6100 sayılı HMK’ye 6217 Sayılı Kanun’la eklenen Geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK’un 14.07.2004 tarih, 5219 sayılı Kanun’la değişik 427.maddesi uyarınca, 01.01.2016 tarihi itibariyle miktar ve değeri 2.190 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararların kesin olduğu, eldeki davada dava değerinin 2.915 TL olduğu gözetildiğinde temyiz sınırının üzerinde olduğu anlaşılmakla mahkemenin 11.09.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek, temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2.Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi asliye hukuk mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir. Buna göre; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Hal böyle olunca; eldeki malvarlığı hakkına ilişkin dava nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılama yapılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de;
HMK’nin 26/1.maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” şeklindedir. Bu doğrultuda; davacı borçlu olmadığının tespitini olmazsa yeniden ecrimisil değerinin tespitini ve ödediği 1000 TL’nin belirlenecek ecrimisil değerinden mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmişken, Mahkemece davacının talebinden farklı olarak 642,96 TL ecrimisilin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine şeklinde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen ek kararın KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.