YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6645
KARAR NO : 2020/1328
KARAR TARİHİ : 13.02.2020
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozma sonrası asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … (…) vekili, dava dilekçesinde belirtilen mallar nedeniyle 20.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiş, 17.07.2019 tarihli dilekçesi ile talep miktarını 1.071,221,12 TL’ye yükseltmiş, birleşen dava dilekçesinde de dilekçede belirtilen mallar nedeniyle 20.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama soncunda asıl davanın kısmen kabulüyle HMK’nin 236/1. maddesi dikkate alınarak 186.788,58 TL katılma alacağının, 418.050,49 TL katkı payı alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen davanın HMK’nin 114/1-ı ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı ve katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesinde;
a. 291 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Somut olay da eşler, 30.09.1968 tarihinde evlenmiş, 01.08.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 23.06.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad. 202/1). Tasfiyeye konu 291 parsel sayılı taşınmaz arsa vasfında iken, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 24.08.1993 tarihinde davacı eş … … adına satın alınarak tescil edilmiş, taşınmaz üzerine yapılan bina nedeniyle 10.07.2007 tarihinde 10 adet bağımsız bölüm için kat irtifakı tesis edilmiş, 1,5,7,10 nolu bağımsız bölümler davacı eş tarafından davalı eş İsmet’e 27.09.2011 tarihinde, 3 nolu bağımsız bölüm de aynı tarihte 3. kişiye satılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 sayılı TMK mad.179).
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Mahkemece, 291 parsel sayılı taşınmaz yönünden gerekçede arsa payı yönünden davacı tarafından katkı yapıldığı belirtilmesine rağmen, arsa+ bina toplam değeri üzerinden bağımsız bölümler yönünden artık değere katılma alacağı hesaplandığı ve alacakların TMK’nin 236/1 gereğince takas edilerek katılma alacağına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanması (4721 S.lı TMK mad. 179) gerektiğinden 291 parsel sayılı taşınmazın arsası yönünden mal ayrılığı (TKM mad.170), üzerine yapılan bina yönünden edinilmiş mallara katılma rejimi hükümlerinin uygulanması gerekir. O halde, Mahkemece, 291 parsel sayılı taşınmazın arsası yönünden katkı payı alacağı, üzerine yapılan bina yönünden de katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
b. Faize yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Somut olayda, Mahkemece, asıl davada davacının alacak talebine yönelik faiz talebinde bulunmadığı, faiz yönünden usulüne uygun yapılmış bir ıslah işlemi de olmadığı, birleşen dava dilekçesindeki faiz talebinin de birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş olduğundan değerlendirmeye almanın yasal olarak mümkün olmadığından reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Faiz asıl alacağa bağlı feri bir haktır. Asıl alacağın ödenmesiyle birlikte faiz alacağı da sona erer. Asıl alacak devam ettiği sürece asıl alacaktan ayrı olarak takip ve dava konusu edilmesi mümkündür. Asıl alacağın ödenmesi için açılan davada faizin talep edilmemiş olması, faiz alacağı yönünden ayrı bir dava ile istenmesine engel teşkil etmez.
O halde, Mahkemece, her ne kadar birleşen dava yönünden taraflarının ve dava konusunun, daha önceden açıldığı tartışmasız olan asıl dava niteliğindeki dosyasının tarafları ve konusu ile aynı olduğu sabit bulunduğundan, birleşen dava yönünden dava şartlarının mevcut olmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi yerinde ise de, faiz alacağı yönünden talep derdestlik söz konusu olmadığından ayrı bir dava konusu olduğu kabul edilerek faize yönelik talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.