YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6672
KARAR NO : 2021/4878
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Doğubayazıt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Doğubayazıt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli ve 2016/124 Esas, 2017/192 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı … vekili, dava konusu 102 ada 34 parsel, 157 ada 20, 24, 25, 41 parseller ve 163 ada 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sırasında, davalı … adına gerek hisseli gerekse de tam malik olarak 100 dönümü aşacak şekilde tespit ve tescil edildiğini, birleşen davada ise, dava konusu 102 ada 34 parsel ile 157 ada 19, 21, 25 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sırasında, davalı … adına gerek hisseli gerekse de tam malik olarak 100 dönümü aşacak şekilde tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazların 100 dönümü geçen kısımlarının tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve talep 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesine istinaden davalılar adına tescil edilen taşınmazların 100 dönümü aşan miktarının iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmesi isteğine ilişkindir.
Her ne kadar Mahkemece, asıl ve birleşen dosyadaki dava konusu taşınmazların ayrı ayrı toplam yüzölçümünün 100 dönümün altında kaldığı, davalıların dava konusu taşınmazlar haricinde herhangi bir senetsizden kazanımının da bulunmadığı gerekçesi ile ret kararı verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasında “kayıt ve belgesiz olarak aynı çalışma alanı içinde sulu toprakta 40 dönüm, kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz kazanılabileceği” düzenlendikten sonra, bu miktarlardan fazla kısımların zilyetleri adına tespit ve tescil edilebilmesi için, 1. fıkra uyarınca delillendirilen zilyetliğin yanında, 31.12.1981 tarihine veya daha önceki tarihlere ait vergi kayıtları veya diğer bentlerde sayılan belgelerin bulunmasını aramaktadır. Davalılar adına tespiti yapılan taşınmazlara ait tutanak örnekleri incelendiğinde, tespitlerin belgesizden yapılarak davalılar adına tapu kaydı oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesine istinaden yapılan araştırmada;
Davalılardan … açısından, Tapu Müdürlüğünden Telçeker Köyü çalışma alanında, Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ise Üzengili Köyü çalışma alanında senetsizden taşınmaz edinip edinmediği sorulmuş olup, dava konusu taşınmazlar Üzengili Köyü çalışma alanında bulunmakla, Telçeker Köyü ile Üzengili Köyü arasında bir bağlantı olup olmadığı hususu açıklanmamıştır.
Davalılardan … açısından, senetsizden defteri getirtilip incelenmemiştir.
Davalılardan …’a ilişkin olarak getirtilen senetsizden defterinde, İbrahim adına mevcut kayıtlardaki baba adları farklı olmasına rağmen bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.
Her ne kadar kadastro tutanaklarında davalıların 20-25 yıllık bağımsız zilyetliklerinden bahsedilmiş ise de, davalılar, dava konusu taşınmazların babalarından kendilerine kaldığını, babalarının 2001 yılında vefat ettiğini, baba ölmeden önce taşınmazları birlikte kullandıklarını, öldükten sonra çocukları arasında taksim ettiklerini beyan etmiş olup, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime, kimlere ne zaman ve ne şekilde geçtiği, tespit tarihi itibari ile kim ya da kimlerin zilyet olduğu, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında araştırma yapılmamıştır.
Davalıların babaları Mahir açısından, Tapu Müdürlüğünden Ortaköy Köyü çalışma alanında senetsizden taşınmaz edinimi olup olmadığı sorulmuş, Ortaköy Köyü’nün Üzengili Köyü ile bağlantısı açıklanmamıştır.
Taşınmazların, kadastro tutanaklarında belirtilen kuru tarım arazisi olduklarına dair niteleme ile yetinilmiş, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 3. maddesine istinaden usulüne uygun olarak taşınmazların sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı hususu araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece;
Davaya konu taşınmazlar bakımından, davalıların tespit tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, bağımsız zilyetliklerinin bulunması durumunda, davalılar açısından, eklemeli zilyetlikten yararlanmaları durumunda ise davalılar ile birlikte, zilyetliğinden yararlanılan kişinin kendisi ve tüm mirasçıları açısından senetsizden kazanım durumunun araştırılması, bu kapsamda, öncelikle Telçeker Köyü, Üzengili Köyü ve Ortaköy Köyleri arasında bir bağlantı olup olmadığı hususunun açıklanması, daha sonra, aynı çalışma alanında senetsizden taşınmaz ediniminin olup olmadığı hususunun Tapu Müdürlüğünden ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, ilgililere ait senetsizden defterlerinin getirtilip incelenmesi, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 3. maddesi gözönünde bulundurulmak suretiyle taşınmazların sulu tarım arazisi mi, kuru tarım arazisi mi olduğu hususunun tespit edilmesi, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/1. maddesi gereği kararın bir örneğinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi (4.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Doğubayazıt 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.