YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6674
KARAR NO : 2021/5411
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Gördes Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gördes Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.2018 tarihli ve 2016/241 Esas, 2018/40 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dilekçesinde, davacı …’nin 04.11.2016 tarihinde vefat eden oğlu …’in nüfus kayıtlarında çocukları olarak gözüken … ve …’nın müteveffanın değil, … ile …’in çocukları oldukları ileri sürülerek, … ve …’nın müteveffa …’in çocukları olmadığının, babalarının … olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istenmiş; Mahkemece, dava nüfus kaydının düzeltilmesi olduğu kabul edilerek, müteveffa …’in dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları çok önceden bilmesine rağmen bu yönde dava açmayarak bu durumu kabullendiği, davacının davası yerinde görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinde olduğu gibi dava nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak nitelenerek, davacının iddiasını ispat ettiği gerekçesi ile istinaf isteminin kabulü sonucu İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının davasının kabulüne karar verilmesi üzerine davalılar vekili tarafından davanın kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın soybağının reddi ve babalık veya nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığıdır.
Geniş anlamda soybağı bir kimsenin üst soyu ile olan kan bağını; dar anlamda soybağı ise, bir kimsenin sadece ana-babasıyla arasındaki biyolojik bağını ifade etmektedir. Bir kişi (çocuk) ile kendilerinden biyolojik (genetik) olarak türemiş olduğu kişiler arasındaki bağa doğal soybağı (biyolojik nesep), hukuk düzeni tarafından aranan bazı koşulların gerçekleşmesiyle, bir çocuğun hukuki olarak bir ana-babaya bağlanması sonucunda, ana-baba ile çocuk arasında kurulan bu hukuki ilişkiye ise hukuki soybağı (hukuki nesep) denir. Buna göre soybağı, bir kimseyle ana-babası arasındaki doğal ve/veya hukuki bağ olarak tanımlanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuk ile anne arasındaki hukuki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki hukuki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma, babalık davasında verilen hüküm veya evlat edinmeyle kurulmaktadır. Baba ile çocuk arasında evlilik içinde doğmaya, babalık karinesine (TMK mad. 285), dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kalkması ancak soybağının reddi ile söz konusu olabilmektedir. Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile babası arasındaki soybağının ortadan kalkması sonucunda çocuk, baba yönünden soybağı bulunmayan çocuk statüsüne girer. Anayasa Mahkemesinin 25.06.2009 tarihli ve 2008/30 Esas, 2009/96 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından birisidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286. maddesinde, koca ile çocuğun açacağı soybağının reddi davası ile babalık karinesini çürütebileceği; 291. maddesinde ise soybağının reddi dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişinin de soybağının reddi davasını açabileceği düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinde; ”Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.” hükmü yer almaktadır.
Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Bu kapsamda Türk Medeni Kanunu’nun 36/1. maddesine göre, kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1. maddeleri uyarınca, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz, ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.
İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK, 11.02.1998, 2-87/77 sayılı kararı). Soybağının reddi davası ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Soybağının reddinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir. Ancak bu doğru daha sonra soybağının reddi davası ile teknik anlamda bir yanlışlığa dönüştürülmüştür. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur (HGK 30.01.2008 tarihli ve 2008/2-36-47 sayılı kararı).
Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere göre; davacı …’nin oğlu … …’nın davalılardan … ile 03.11.1987 tarihinde evlendikleri, evlilik devam ederken 26.08.1994 tarihinde davalı …’nın, 25.02.1997 tarihinde ise davalı …’nın doğduğu ve evlilik içi doğum olarak … çocukları olarak nüfusa tescil edildikleri, … ile …’nın 27.04.20104 tarihinde boşandıkları bu şekilde evlilik içi doğan çocukların babaları ile soybağı TMK’nin 285.madde kapsamında kurulduğu, dolayısı ile nüfus kayıtlarının soybağına dair kanundan kaynaklanan karine gereği oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı … vekili, müteveffa …’in, … ile evlilik birliği içinde doğan …’nın gerçek babasının … değil, … olduğunu iddia ettiğine göre davada birden fazla istem olup bunlardan ilki; evlilik birliği içinde doğan ve kanun gereği doğuran kadının kocasının çocukların babası olduğu karinesinin çürütülmesine yönelik TMK’nin 286. ve 291. maddeler kapsamında soybağının reddi; ikincisi ise, davalılardan …’nın biyolojik babalarının davalılardan … olduğu yönündeki istem ise TMK’nin 301.maddesi kapsamında babalığın hükmen tespiti istemlerine ilişkin olup bu davalarda nüfus kayıt düzeltme davalarında olduğu gibi nüfus müdürlüğünün pasif husumet ehliyeti yoktur.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, açılan dava ilk derece ve bölge adliye mahkemesince nitelendiği üzere nüfus kaydının düzeltilmesi davası olmayıp hem soybağının reddi, hem de babalığın hükmen tespiti istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, davacının ilk talebinin 4721 sayılı TMK’nin 286 ve 291.maddesi kapsamında soybağının reddi davası olduğu gözetilerek, bu dava kapsamında davacı ve davalıların aktif ve pasif husumet ehliyetleri, dava için öngörülen hak düşürücü süreler de dikkate alınarak mütevveffa … arasında babalık karinesine (TMK mad. 285), dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kaldırılmasını sağlayacak şekilde soybağının reddine ilişkin değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi, ikinci talebin yani …’nın babasının davalı … olduğu yönündeki iddia yönünden ise davanın TMK’nin 301.maddesi kapsamında babalığın hükmen tespiti davası olduğu iş bu dava açısından davacı …’nin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından babalık davasının usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak nitelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesinin 10.10.2019 tarihli ve 2019/39 Esas, 2019/1705 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.