YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6679
KARAR NO : 2021/4979
KARAR TARİHİ : 10.06.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 20.07.2016 tarihli ve 2016/951 Esas, 2016/930 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, alacaklı vekiline istihkak davası açması için süre verilmesi gerekirken, İİK’nin 97 maddesinin uygulanmasına yönelik karar tesis edildiğini belirterek, hukuka açıkça aykırı olarak tesis edilen kararın kaldırılmasına, haczin İİK madde 99’a göre yapılmış sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, haciz mahallinde hazır bulunan …’in daha önceki bir tarihte borçlu şirketin yetkilisi olduğu bu nedenle İİK’nin 97. maddesine göre yapılan işlemin doğru olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş; hükme yönelik olarak üçüncü kişi vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf incelemesine esas İlk Derece Mahkemesi hükmü Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2016 tarihli, 2016/17 Esas 2016/17 Karar sayılı kararı ile gerekçesi değiştirilerek Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü kişinin kesin olarak verilen takibin devamı kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde istihkak davası açması gerekirken, İİK’nin 97. maddesinin uygulanmasına yönelik şikayet yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmadığı, şikayetin bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, kararın temyizi üzerine 12. Hukuk Dairesinin 15.02.2018 tarihli 2017/1315 Esas 2018/1381 Karar sayılı ilamı ile HMK 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulması için kararı bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli 2018/612 Esas 2018/926 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine Dairemizin 20.06.2019 tarihli 2019/3372 Esas 2019/6276 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesinin hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verdiği kararın şikayetin esası yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak yapılan inceleme sonunda talebin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talep, üçüncü kişinin haczin İİK’nin 99. maddesi uyarınca yapılmış sayılması gerektiğine ilişkin şikayet başvurusudur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, bölge adliye mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk derece mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi bölge adliye mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde ilk derece mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir.
Bu nedenle somut olayda, istinaf incelemesine esas İlk Derece Mahkemesi hükmü Bölge Adliye Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli 2018/612 Esas 2018/926 Karar sayılı kararı ile ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. Ne var ki karar davacının temyizi üzerine Dairemizin 20.06.2019 tarihli 2019/3372 Esas 2019/6276 Karar sayılı ilamı ile şikayetin esasına yönelik değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak yapılan inceleme sonunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkmesince verilen hüküm ortadan kalktığı gibi Bölge Adliye Mahekemesince kurulan hüküm de Dairemiz bozma ilamıyla ortadan kalkmış olması nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi sonucu yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, davacı üçüncü kişi vekilinin istinaf taleplerinin HMK’nin 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmekle yetinilerek hüküm kurulmamış olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.