YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6762
KARAR NO : 2021/5454
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Balıkesir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Balıkesir 1. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kez davalı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, müvekkilinin borçlu aleyhine yapılan takip nedeniyle Halk Bankası Genel Müdürlüğüne borçlunun almakta olduğu maaşının 1/4’ü ile borçluya ödenecek her türlü tazminat, yardım ve ikramiye, döner sermaye ödenekleri ile diğer tüm tazminat, yardım ve ikramiyelerin tamamının haczedildiğini, bankanın borçlunun bankadan kullanmış olduğu kredi, mevcut kredi kartı ve maaş avansı ve görevde olduğu dönemdeki usulsüz işlemlerinden dolayı bankanın muaccel alacaklarının mevcut olduğunu, borçlunun tüm hak ve alacakları üzerinde kredi sözleşmesi ile iş sözleşmesi hükümlerinden kaynaklanan öncelikli bloke, rehin, takas ve mahsup hakkının bulunduğunu ve kıdem tazminatı, izin ücreti vb. işçilik alacaklarının tamamı ve banka nezdindeki sair tüm hak ve alacaklarını, bankalarının doğmuş ve doğacak riskleri yönünden öncelikli olarak yazılı beyanıyla temlik ettiğini ve rehin verdiğini belirterek istihkak iddiasında bulunduğunu, davalı Bankanın istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, istihkak davasının yasal süresinde açılmadığını, müvekkili Bankaca hacizlere çok önceden itiraz edildiğini, istihkak iddiasının kabul edilmiş sayıldığını, borçlunun Bankaya olan borcu nedeniyle kredi sözleşmelerinden ve Bankayı usulsüz işlemleriyle zarara uğratmış olması nedeniyle diğer alacakları üzerinde Bankanın rehin, takas ve mahsup etme hakkına sahip bulunması nedenleriyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine ilişkin karar Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişi raporu alınmasi için bozulmuş, bozma üzerine yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu uyarınca borçlunun bankaya olan borcunun dolayısıyla banka riskinin alacaklının alacak tutarından yüksek olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince haciz müzekkeresinin davalı Bankaya tebliğ edildiği 16.02.2016 tarihi itibariyle borçlunun Bankaya toplam 637.994,98 TL borç tutarının hesaplanmış olduğu tespit edilmiş ise de bankanın istihkak iddiasında bulunabilmesi için haciz müzekkeresinin tebliğ edildiği tarih itibariyle borçlunun kesin bir borcun varlığını koruması ve bu borç üzerinde bankanın rehin ve hapis hakkının bulunduğunun kabul edilmesi gerekeceği, haciz müzekkeresinin tebliğ edildiği tarihte kambiyo senedine konu 605.000,00 TL alacağın kesinleşmemiş olduğu, Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/650 Esas sayılı dosyasında yargılama devam etmekte olup, kambiyo senedinin doğması muhtemel 605.000,00 TL alacak için teminat olarak düzenlendiği kabul edilmiştir. Bu durumda Bankanın istihkak iddiasının toplam 29.781,18 TL alacak yönünden yerinde olduğu, davalı bankanın dosya içinde bulunan yazı cevabı uyarınca borçlunun davalı bankadan 59.918,50 TL izin ücreti ile 21.701,68 TL kıdem tazminatı olmak üzere toplam 81.620,18 TL alacağı bulunduğu, bankanın ise 29.781,18 TL alacağı üzerinde rehin ve hapis hakkını kullanabileceği göz önüne alındığında, 51.839,00 TL yönünden istihkak iddiasının yerinde olmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 51.839,00 TL yönünden davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilerek, davacı alacaklı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, dava değeri olarak alacak miktarı olan 55.019,57 TL esas alınarak kesin olarak karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.10.2019 tarihli ek kararıyla Daire kararının miktar itibariyle kesin olması nedeniyle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, süresi içinde ek karara karşı temyiz talebinde bulunulmuştur.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davanın istihkak davası olması nedeniyle dava değerinin dava konusu alacak ile haczedilen malların değerinden az olan miktar üzerinden belirlenerek kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de, belirtilen bu kural harç ve vekalet ücreti hesaplanırken dikkate alınmaktadır. İstihkak davalarında kesinlik sınırının belirlenmesinde ise davaya konu alacak, hak veya malın değerinin esas alınacağı İİK’nin 363/1. maddesinde belirtilmiştir. Dava konusu olayda mahcuz değeri 81.620,18 TL olmakla karar tarihi itibariyle istinafa yönelik kesinlik sınırını geçtiği anlaşıldığından, İİK’nin 364/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak, esasa ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesine geçildi.
TMK’nin 881. maddesinde: “Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir…” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre; anılan düzenleme alacak rehnine kıyasen uygulandığında, ileride doğacak alacakların da rehnedilebileceği sonucuna varılabilir. Ne var ki bu gibi durumlarda Bankanın üçüncü kişi sıfatı ile istihkak iddiasında bulunabilmesi için haciz kararının alındığı tarih itibarı ile kredi borcunun tamamının ödenmemiş olması, banka riskinin devam ediyor olması, belirlenen geri ödemenin yapılmamış olması kredi alacağı veya çek varsa bu miktar ile sınırlı olmak üzere üçüncü kişi bankanın dava konusu hesaplar üzerinde rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Bankanın sorumluluğu kapsamında olan alacaklarının kesinleşmiş olması gerekmez.
Somut olayda, üçüncü kişi Bankanın, borçlunun verdiği teminat senedi ve bankaya olan diğer borçlarından oluşan 637.994,98 TL ödenmemiş borcunun bulunduğu anlaşıldığından Banka riskinin devam ettiğinin kabulü ile davanın reddi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.