Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/937 E. 2020/3756 K. 22.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/937
KARAR NO : 2020/3756
KARAR TARİHİ : 22.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davaya konu 928 parselde tapuya kayıtlı taşınmaza davalı tarafından yapılan samanlık damının tecavüzlü olduğunu açıklayarak, davalı tarafından yapılan haksız müdahalenin men’i ile tecavüzlü kısmın kal’ini talep etmiştir.
Davalı, davaya konu yerin kendi taşınmazı içinde kaldığını, tecavüzü olmadığını bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 56.82 m2’lik kısma davalının müdahalesinin önlenmesine ve samanlığın kal’ine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Somut olayda, 10.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna göre, A ile gösterilen samanlığın 928 parsel içinde yer aldığı, dava konusu parselin yer aldığı bölgede paftaların grafik yöntemle üretilen paftalar olduğu, 928 parselin kuzey komşusu 949 parselin ifrazı ile 1382, 1382 ve 1384 numaralı parsellerin oluştuğu ve bu parsellere ifraz işlemi sırasında koordinat verildiğinden bu koordinatlar dikkate alınarak 928 parselin sayısallaştırılmasıyla bu durumun ortaya çıktığı, ayrıca davacı tarafça sunulan aplikasyon krokisi incelendiğine 928 parselin fiili kullanım sınırı ile pafta sınırının birbirine uymadığı, kayıklık olduğunun gözlendiği belirtilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda infaz için koordinatların belirtilmediği, raporun ölçekli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda elatmanın önlenmesine ve kal’ine karar verilen bölümün infaza elverişli olacak şekilde raporda ve krokide gösterildiğini söylemek mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davalı, davaya konu tecavüzlü alanın kendi taşınmazı içinde kaldığını beyan ettiğine göre, davalıya kendisine ait olduğunu beyan ettiği taşınmazın ada ve parsel numarasını bildirmesi için süre ve imkan verilmesi, bu taşınmaza ilişkin tapu kayıtları ve krokinin dosyaya kazandırılması, yeniden bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle davacının kayden maliki olduğu çekişmeli taşınmaz üzerinde gerekli teknik ölçüm aletleri ile keşif yapılması, samanlığın davaya konu taşınmaza tecavüzü olup olmadığının duraksamaya yol açmayacak şekilde saptanması, tecavüz edildiğinin tespit edilmesi halinde ise bu yerlerin (infaza elverişli olacak şekilde) ölçekli ve koordinatlı fen bilirkişisi raporunda net olarak gösterilmesi ve ondan sonra, infaza imkan verecek iş bu rapor esas alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, denetime ve infaza elverişli bulunmayan bilirkişi raporu ile yetinilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.