Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1109 E. 2021/5180 K. 16.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1109
KARAR NO : 2021/5180
KARAR TARİHİ : 16.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; asıl dosyada bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne, birleşen dosyada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili asıl davada müvekkilinin, kayden maliki olduğu çekişme konusu 185 ada 66 parselde kayıtlı, kat iritfakı kurulu 8 no’lu bağımsız bölümün, davalının annesi tarafından temsil yetkisi olmadığı halde kiraya verildiğini, kira gelirinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 01.10.2005 ila 01.03.2012 tarihleri arasına ait 18.500,00 TL ecrimisilin tahsiline, birleşen davada, bu davanın ek dava niteliğinde olduğunu asıl davada talep edilen dönem için bilirkişi tarafından 25.778,00 TL ecrimisilin belirlendiğini belirterek asıl davada talep edilen dışında kalan 7.278,00 TL ecrimisil bedelinin asıl dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen dosyada, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada davanın kabulü ile 18.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 2.414,44 TL alacağın 29.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, çaplı taşınmaza yönelik ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz incelemesine gelince; 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Mahkemece bu ilke uyarınca beş yıllık zamanaşımının dikkate alınmasında isabetsizlik yoktur. Ne var ki, dava 26.03.2012 tarihinde açılmış olup dava tarihinden geriye doğru beş yıl 26.03.2007 tarihinde başlamaktadır. Hal böyle olunca; 26.03.2007 tarihinden taleple bağlı kalarak 01.03.2012 tarihine kadar ecrimisil belirlenmesi gerekirken 01.03.2007 tarihinden sonrası için ecrimisil belirlenmesi doğru değildir.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; hükme esas alınan 11.01.2016 havale tarihli mülk bilirkişi … … tarafından düzenlenen ek raporda dava konusu taşınmazın 2005 yılında mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası belirlendikten sonra enflasyon oranı uygulanmak suretiyle bulunan 2007 yılı kira parasına yine enflasyon oranı uygulanmak suretiyle müteakip kira paralarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Oysa, yukarıda izah edilen ilke kararında da açıklandığı üzere dava konusu ilk dönem olan 2007 dönemi için dava konusu taşınmazın mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği aylık ecrimisil bedeli belirlendikten sonra müteakip yıllara on iki aylık ortalamaya göre ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunan miktardan az olmamak üzere ecrimisile hükmedilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 59,30 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 23,80 TL’nin temyiz eden davacıya iadesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.