YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1120
KARAR NO : 2021/5483
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit, İstirdat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalının … …’ün mirasçıları olup, dava konusu 16 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin muris adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz üzerinde yer alan binanın bir katında müvekkillerinden Suleyman …’ün, diğer katında ise diğer müvekkillerinin murisi … …’ün oturduğunu, müvekkillerin bu yerlerde tüm mirasçıların rızası ile oturmakta iken davalı tarafça keşide edilen ihtarname ile Şubat 2008 tarihinden geçerli olmak üzere ecrimisil talep edildiğini, cevabi ihtarnameye rağmen davalının müvekkileri aleyhine takip başlattığını, bu takip nedeni ile müvekkillerinden …’ün maaşından kesinti yapıldığını, bugüne kadar yapılan kesintilerin ödenmesi gereken borcun üstünde olduğunu, davacıların ayrı ayrı katları kullandıklarını, bu nedenle herkesin kendi kullanımından sorumlu olacağını, takibin ise müşterek borçlu sıfatı ile başlatıldığını öne sürerek, müvekkillerinin davalıya 9.000 TL borçlu olmadığının tespitine, takip dosyasının bu miktar için iptaline, fazla ödenen miktarın istirdatına, borçlu olunmayan kısım için yapılan takip haksız ve kötüniyetli olduğundan davalının bu miktar üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların söz konusu taşınmazları kesintisiz olarak kullandıklarını, müvekkili tarafından ihtarnameden yıllar önce de davacılara yararlanma isteğinin iletildiğini açıklayarak, davanın reddi ile müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, “Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı … … ve …’ün davalıya 2.148,86’şar TL tutarında borçlu olduğunun tespitine, Bursa 16. İcra Müdürlüğünün 2012/10335 Esas sayılı takip dosyasında kendileri aleyhine yürütülen fazla miktar tutarında borçlu olmadığının tespitine, ilgili iş bu icra dosyasının 2.148,86’şar TL üzerinden devamına ve bu icra dosyası üzerinde fazladan ödemiş oldukları miktarların istirdatına ve her biri için davalının 6.851,14 TL’nin %20’si oranında ayrı ayrı kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine” karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil alacağından kaynaklanan menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesine göre, Mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta dava, İİK’nin 72. maddesi gereğince menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olup, bu durumda mahkemece kurulacak hükmün olumsuz, bir başka deyişle borçlu olunmayan kısmın tespiti şeklinde olması gerektiği gözetilerek, HMK’nin 27. maddesi uyarınca taleple bağlılık kuralı gereği davacıların borçluluk durumu saptanarak menfi tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Davacıların 9.000 TL yönünden borçlu olmadıklarına yönelik talepleri karşısında, mahkemece, 2.148,86’şar TL’lik kısmı yönünden borçlu olduklarının tespitine, miktarı ve hangi davacı tarafından fazladan ödendiği belirtilmeksizin “ …bu icra dosyası üzerinde fazladan ödemiş oldukları miktarların istirdatına..” karar verilmiş olması, HMK’nin 297/2. maddesi hükmüne de aykırıdır.
O halde, mahkemece, davacıların talebi üzerinde durularak, borçlu olmadıkları miktar yönünden menfi tespit hükmü, yine borçlu olunmadığı halde ödendiği tespit olunan miktar yönünden de istirdat hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma neden ve şekline göre davacılar vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.