Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1194 E. 2021/5271 K. 21.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1194
KARAR NO : 2021/5271
KARAR TARİHİ : 21.06.2021

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Akşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Akşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.07.2018 tarihli ve 2016/343 Esas, 2018/255 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Nebahat vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen taşınmaz bulunduğunu açıklayarak, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla tespit edilecek katılma alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, harca esas değer 3.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Harcını yatırmak suretiyle sundukları 25.06.2018 tarihli dilekçeyle talep miktarı 47.774,79 TL olarak açıklanmıştır.
Davalı … vekili, taşınmazın davalının babasına ait bir taşınmazın satımından gelen para ile satın alındığını, kişisel mal olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dinlenen davacı tanıklarından davacının dayısının kızı olduğu beyan eden Nilüfer’in dava konusu taşınmazın 30.000,00 TL’ye alındığını, satın alma bedelinin tamamını davalının babası olan …’in ödediğini, ailece devamlı taraflarla görüştüklerinde bu hususun aile içinde anlatıldığını, kendisinin de bunlara şahit olduğunu belirttiği, davalının savunmasında babasına ait olup tapu kaydı dosyada bulunan taşınmazın dava konusu evin alımından 25 gün önce satıldığının anlaşıldığı, iddia, savunma ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazı taraflar evliyken satın alınarak davalı eş adına tapuda tescil edildiği, evin alım tarihi (05.05.2009) itibariyle taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin (TMK.mad. 219) geçerli olduğu, edinilmiş malı, malın her eşin bu mal rejiminin devamı sırasında karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değeri olduğu, yine TMK’nin 220. maddesi uyarınca da, eşlerin evlilik birliği içerisinde edinilen bazı tür malların ve bu mallar yerine geçen değerlerin de kişisel mallar olduğu, davalının babasına ait 127 ada 14 parselde kayıtlı 134.800 m² tarlanın 09.04.2009 tarihinde satıldığı, dava konusu taşınmazın ise 05.05.2009 tarihinde alındığı, her iki taşınmazın alım satım tarihlerinin birbirlerine yakın olduğu, tarlanın satış parasının dava konusu taşınmazın (evin) alımında kullanılmış olmasının hayatın doğal akışına uygun bulunduğu, dinlenen tüm davacı tanıklarının da bu hususta alınan beyanlarında tarlanın satışı ile elde edilen paranın bir bölümünün dava konusu evin alımında kullanıldığını açıkça bildirmiş olmaları karşısında, TMK’nin 220. maddesi uyarınca dava konusu evin davalının kişisel malı olduğu ve davacı yararına alacak hakkı doğurmayacağı sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK’nin 353/(1)-b.1 maddesi hükmü uyarınca esastan reddedilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde taşınmazın davalının kişisel malı olduğu kabul edilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde yapılan araştırma ve incelenmenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Davalının babası adına kayıtlı olup satılan dava dışı 14 parsel sayılı taşınmazın satım tarihindeki değeri belirlenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, öncelikle dava dışı 14 parsele kayıtlı taşınmazın satış tarihi 09.04.2009 itbariyle değeri belirlenip bu değerin tasfiye konusu 6 nolu meskenin alım tarihindeki değerinin tamamını karşılayıp karşılamadığı netleştirilmeli, oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edilmesi bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.