YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1252
KARAR NO : 2020/3185
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili, 25.03.2014 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkiline ait olup,13.06.2013 tarihli kira sözleşmesi ile borçluya kiralanan menkullerin haczedildiğini belirterek hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı alacaklı vekili, davacının dayandığı kira sözleşmesinin takip konusu borcun doğumundan sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak yapıldığını, yapılan tasarrufun İİK’nin 97/17. maddesi gereğince iptale tabi olduğunu belirterek, istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, karşı dava olarak açtıkları tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda istihkak davasının kabulüne,karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine, davalı-karşı davacı alacaklının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 16.01.2018 tarihli ve 2015/12662 Esas 2018/531 Karar sayılı kararı ile istihkak davası yönünden mülkiyet karinesinin borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına olduğu ve davada ispat yükünün davacı üçüncü kişide bulunduğu gözetilerek, taraflarca sunulan delillerin bu eksende değerlendirilmesi gerektiği; tasarrufun iptali davası yönünden ise borçluya dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanıp yargılama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak, asıl davada ispat yükü üzerinde olan üçüncü kişinin karinenin aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine, karşı davanın ise mahcuzlara yönelik muvazaalı tasarruf yapılmış olduğu anlaşıldığından kabulüne karar verilmiş, karar davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiası ile alacaklının karşı dava olarak İİK’nin 97/17, 277-280. maddeleri gereğince açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
1. Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılmış olmasına, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı – karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazları ile, karşı davaya yönelik aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır.
İptal davası, icra hukuku yönünden alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan nispi nitelikteki yasadan doğan bir dava olup, tasarrufa konu malların aynı ile ilgisi yoktur.
İİK’nin 283/1. maddesine göre, tasarrufun iptali davasını açan davacının tasarrufun iptali davası sabit olduğu taktirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacak miktarı kadar hakkını alma yetkisini elde eder ve söz konusu malın haczedilmesini ve satışını isteyebilir.
Davacı – karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından açılan istihkak davasının reddine karar verilmiştir. Davanın reddedilmesi ile, haczedilen mal üzerinde alacaklı icra takip işlemlerine devam ederek malın satışını isteyebilir.
HMK’nin 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli olmayıp, dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.
Mahkemece, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiğinden, davalı – karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır.
Açıklanan nedenlerle, tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazının reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.