Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1253 E. 2020/3339 K. 11.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1253
KARAR NO : 2020/3339
KARAR TARİHİ : 11.06.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili ve davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı vekili, istihkak iddiasına konu mallar davalı tarafından satın alınmadığı gibi, hiç bir şekilde satış ve devire konu olmadığını, sonradan düzenlenebilir nitelikteki kira sözleşmesine dayanılarak yapılan istihkak iddiasının yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hacze konu malların borçluya ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, mahcuzların taşınmazın mütemim cüzü olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; üçüncü kişi yararına yapılmış geçerli bir istihkak iddiası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.9.2017 tarihli, 2017/ 13552 Esas, 10815 Karar sayılı kararı ile, üçüncü kişi tarafından usulüne uygun yapılmış bir istihkak iddiası bulunduğundan işin esasına girilerek, taraf kanıtları toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak, mülk sahibi üçüncü kişinin taşınmazı borçlu şirketten takipten çok kısa bir süre önce devraldığı, haciz tarihinden bir ay öncesine kadar adreste borçlu şirketin market olarak faaliyet gösterdiği, haciz işlemine konu menkullerin marketcilik alanında kullanılan menkuller olduğu, devir işleminin muvazaalı olarak alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik yapıldığı, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu karinenin aksinin üçüncü kişi tarafından kesin delillerle ispat edilmesi gerekirken ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili ile vekalet ücreti açısından davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nın 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmamış olup borçlu şirketin hakim ortağı olan Akyüz Gıda …Şti adına kayıtlı olan dava konusu haczin yapıldığı taşınmaz 03.01.2014 tarihinde davalı üçüncü kişi ve dava dışı … isimli şahsa yarı hisseli olarak satılmıştır. Haciz mahallinde faaliyet gösteren borçlu şirket ise 07.03.2014 tarihinde ayrılmıştır. Dava konusu hacizle aynı yer de yapılan 29.05.2014 tarihli hacizde, dava dışı Samsun … ….Şti adına vergi levhası görülmüş olup, anılan şirketin müdürü haciz mahallinin borçlu şirket ile alakası olmadığını beyan etmiştir. Her ne kadar anılan hacizde, borçlu şirketin ünvanı yazılı koli ve etiket bulunmuş ise de, borçlu şirketin daha önce haciz mahallinde faaliyet göstermesi nedeni ile bu durum normal olduğu gibi güncel belgeler olduğu da anlaşılamamaktadır. Öte yandan, dava konusu haciz sırasında hazır bulunan üçüncü kişi, haciz mahallini dava dışı Samsun … Market Temizlik Gıda San. Tic. Ltd. Şti’ye kiraya verdiğini, kiracının taşınmaz içerisindeki soğutma tesisatı, raflar ve diğer eklentilerde hiç bir hakkının bulunmadığını beyan etmiş, üçüncü kişinin delil olarak dayandığı kira sözleşmesinin kiracısının da borçlu şirket olmayıp dava dışı Samsun … …Şti olduğu anlaşıldığı gibi yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı … da, haciz mahallinde Bayram Akyüz’ün borçlu şirket olarak faaliyet gösterdiğini, daha sonra şirketi …’e devrettiğini duyduğunu beyan etmiştir. Dosya kapsamındaki ticaret sicil kayıtlarına göre de …, dava dışı Samsun …..Şti’nin tek ortağıdır. Bu durumda, Mahkemece haciz tarihinden bir ay öncesine kadar haciz mahallinde borçlunun market olarak faaliyette bulunduğu kabul edilmiş ise de, üçüncü kişinin ve davacı tanığının beyanı, haciz tutanakları ve delil olarak dayanılan kira sözleşmesine göre haciz mahallinden borçlu şirketin 07.03.2014 de ayrıldığı, sonrasında ise dava dışı Samsun ……Şti’nin faaliyete devam ettiğinin kabulü gerekmiştir. Dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlu, üçüncü kişi ve dava dışı Samsun … …Şti arasında da organik bağ bulunmamakta olup davalı üçüncü kişinin haciz yapılan taşınmazın mülk sahibi olduğunun kabulü ile üçüncü kişiye ve yine borçlu şirketin dava dışı … Market…Şti’ye muvazaalı devir yapıldığına dair dosyaya yansıyan delil görülmemiştir. Buna göre, mülkiyet karinesi davalı üçüncü kişi lehine olup, karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.Davacı alacaklının dayandığı deliller karinenin aksini ispat için yeterli görülmemiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nın 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı alacaklının temyiz itirazlarının şimdirlik incelenmesine yer olmadığına,taraflarca İİK’nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 11.6.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.