YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1311
KARAR NO : 2021/5225
KARAR TARİHİ : 17.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalının eski eşi olduğunu ve boşandıklarını, davalının halen oturmakta olduğu 1 no’lu bağımsız bölümü kullandığını, yapılan tüm ihtarlara rağmen kira bedellerini ödemediği gibi taşınmazı tahliye etmediğini ileri sürerek, davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.
Dava, tahliye istemine ilişkindir.
Kararı temyiz eden davalı vekili tarafından kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talep edildiğine göre, bu talep hakkında karar verme yetkisi kanun yolu incelemesini yapacak olan Yargıtaya aittir (HMK mad. 336/3) . Adli yardım talebinin kabulüne, davalının temyiz harç ve giderlerinden geçici olarak muaf tutulmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1 no’lu bağımsız bölüme davacının kayden malik olduğu, Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.06.2014 tarihli ve 2014/1333 Esas, 2014/1228 Karar sayılı ilamıyla: “ …Taraflar evli iken boşanmışlardır. Dava konusu ev davacı …’e aittir. Bu durum dosyaya sunulan tapu senedinden anlaşılmaktadır. Davalı da dava konusu yerde paydaş iken Bursa 5. AHM’nin 2013/42 Esas sayılı dosyası ile davalının payı iptal edilmiş ve taşınmazın tamamı davacı adına tescil edilmiştir. Davalı dava konusu yerde taraflar arasında bir kira sözleşmesi olmadan oturmaktadır. Davalının şu anda oturduğu dava konusu olan yer ile ilgili aralarında herhangi bir kira sözleşmesi söz konusu değildir. Tahliye davasının açılabilmesi için taraflar arasında yazılı veya sözlü kira sözleşmesi olması gerekir. Davacının dilekçe içeriği göz önüne alındığında isteği davalının haksız olarak el attığını ileri sürdüğü ve bu nedenle el atılan bu yerin kendisine boşaltılarak teslim edilmesine yöneliktir. Böyle olunca dilekçenin içeriğine göre isteğin elatmaya yönelik olması nedeniyle bu tür davalara bakmakla yükümlü mahkeme HMK’nin 2. maddesine göre asliye hukuk mahkemeleridir…”gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek kararın kesinleştiği ve talep üzerine dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş olduğu ve esas hakkında eldeki kararın verilmiş olduğu sabittir.
Somut olayda, davacının dava dilekçesinin konu bölümünde: “ TAHLİYE TALEBİ hk. (Aylık 300 TL.den KASIM-ARALIK / 2013 VE OCAK – ŞUBAT – MART – NİSAN – MAYIS 2014 YILLARINA AİT TOPLAM 2.400,00-TL KİRA BEDELİ), ibarelerine yer vermiş, yine dava dilekçesinin “SONUÇ VE İSTEM” başlıklı kısmında: “Yukarıda arz edilen ve açıklanacağı hususlar dahilinde MECURUN TAHLİYESİNE, boş olarak tarafıma teslimi,..” ibarelerine yer vermiş, 30.09.2015 tarihli celsede ve devamındaki celselerde davacı vekilinin dava dilekçesini tekrar ettiklerini beyan etmiş olup, dava dilekçesindeki taleplerin kira akdine dayalı tahliye olduğu ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu sabitken yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.06.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı dava dilekçesinde davalının eski eşi olduğunu boşandıklarını ve boşanma kararının kesinleştiğini, davalının halen kendisine ait olan konutta oturmaya devam ettiğini bu nedenle davalının tahliyesini talep etmiştir. Davanın ilk açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesince taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığından görevsizlikle dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince de davacının malik olduğu, davalının haklı bir nedeni olmaksızın taşınmazı kullandığı sabit olmakla davalının taşınmazdan tahliyesine karar verildiği görülmüştür.
Olayları açıklamak taraflara, nitelendirmek hakime aittir.
Davacı tarafından davalının eski eşi olduğunu beyan etmesi, aralarında bir kira ilişkisi bulunduğu iddiasında bulunmamasına göre, davalının taşınmazdan tahliyesini talep etmesi ve kira bedellerini ödemediğini beyan etmesi davayı kira ilişkisinden kaynaklı tahliye davası haline getirmez, Daire çoğunluğunca davalının mecurdan tahliyesinin istenmiş olması nedeniyle hükmün görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına ilişkin görüşünü yerinde görmediğimden ve mahkeme kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.