YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/134
KARAR NO : 2021/4955
KARAR TARİHİ : 10.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak, Yıkıl Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün dahili davalı … vekili ve dahili davalı-birleşen davada davacı … … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, 21.02.2017 tarihli 3 . celseden sonraki duruşma tutanakları, bilirkişi rapor ve ek raporları ile taraf vekillerinin beyan ve itiraz dilekçeleri ile diğer bir kısım evrakın fiziken dosya içerisinde bulunmamakla birlikte UYAP sisteminde kayıtlı oldukları anlaşılmakla, Dairece dosya UYAP sistemi üzerinden incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, kayden maliki olduğu 2525 ada 2 nolu parseli ile, davalıya ait komşu 1 nolu parsel arasına duvar ördürdüğünü, davalının da yararlandığı anılan duvarın Türk Medeni Kanunu’nun 721. maddesi hükmü gereğince her iki taşınmazın malı sayıldığını, hakkaniyet gereği duvarın maliyetine davalının da yarı oranında katılması gerektiğini ileri sürerek, duvarın yapım bedelinin yarısına isabet eden alacağın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında, komşu 1 nolu parselin el değiştirmesi sebebi ile yeni malike karşı davasını sürdürdüğünü, davalı yönünden de davasını atiye bıraktığını bildirmiş, birleşen davanın da reddini savunmuştur.
Davalı ile dahili davalılar, zamanaşımı sebebi ile davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında sınır ihtilafının bulunmadığını, duvarın yapımı sırasında görüşleri alınmadığı gibi, herhangi bir talepte de bulunulmadığını, duvarın çirkin bir görüntü yarattığını belirterek, davanın reddini savunmuşlar, dahili davalı … … …. A.Ş. ise birleşen davası ile; çekişmeli duvarın bir bölümünün kayden maliki olduğu 1 nolu parsele tecavüzlü olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, yıkıma ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davaya konu duvarın davacı parseli içerisinde kaldığı, imara aykırı şekilde duvar inşa eden davacının duvar bedelini komşu parsel malikinden isteyemeyeceği, davalı … …. A.Ş firması yönünden de davanın atiye bırakıldığı gerekçesi ile Kubaba … A.Ş. yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan dava ile birleşen davanın reddine karar verilmiş, davacı-birleşen davada davalı vekili ile dahili davalılar-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazları sonucu, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 17.09.2005 tarihli ve 2014/9760 Esas, 2015/10873 Karar sayılı ilamı ile davaya konu 2525 ada 2 nolu parselin davacı … adına kayıtlı olup, komşu 1 nolu parsel ise davalı adına kayıtlı iken, yargılama sırasında 02.06.2008 tarihinde dahili davalı …’na, onun da 30.12.2010 tarihinde … … A.Ş firmasına devrettiğinin kayden sabit olduğu, görevsizlik kararı veren Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan keşif sonucunda aralarında 2 harita ve kadastro mühendisinin de yeraldığı teknik bilirkişilerce düzenlenen rapor ve ek raporlarda; aletli yapılan ölçümler sonucunda çekişmeye konu duvarın bir bölümünün 2525 ada 2 nolu parselde, bir bölümünün ise davalıya ait 2525 ada 1 nolu parselde kaldığı bildirildiği halde, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan ikinci keşif sonunda kadastro fen elemanı olan … ile inşaat mühendisi olan teknik bilirkişi … tarafından düzenlenen 11.12.2013 tarihli raporda; inceleme ve ölçüm neticesinde, dava konusu duvarın davacıya ait 2525 ada 2 nolu parsel içerisinde kaldığını bildirdikleri, ne var ki, çekişme konusu duvarın hangi taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı yönündeki bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden ikinci rapora itibar edilerek sonuca gidildiği, hal böyle olunca; aralarında harita mühendisinin de yeraldığı üç kişilik bilirkişi kurulu ile mahallinde yeniden keşif yapılarak, yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilirkişilerden hüküm vermeye elverişli, önceki teknik bilirkişi raporları da irdelenerek, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde krokili rapor alınması, dava konusu duvarın hangi taşınmaz veya taşınmazlar içerisinde kaldığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması, toplanacak deliller toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek, duvarın davacının parseli içerisinde kaldığının belirlenmesi halinde, Türk Medeni Kanunu’nun 721. maddesinin uygulama yerinin bulunmayacağı da gözetilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar, verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar dahili davalı … vekili ile dahili davalı-birleşen davada davacı … … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 721. maddesine dayalı alacak, birleşen dava ise, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1. Dahili davalı-birleşen davada davacı … … A.Ş. vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dahili davalı … vekili ile dahili davalı-birleşen davada davacı … … A.Ş. vekilinin asıl davada hükmolunan vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Mahkemece davanın reddine karar verilmekle birlikte, taraf sıfatı kalmadığı anlaşılan Kubaba … A.Ş. lehine vekalat ücreti takdir edilmesi hatalı ise de,bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK’un 438/7 (HMK mad. 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle hükmün 1. bendinin 4. fıkrasındaki “Davalı … yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,” ifadesinin çıkarılarak yerine “Dahili davalılar … ve … … A.Ş. yargılamada kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak dahili davalılara verilmesine,” ifadesinin eklenmesine, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası (HMK’nin 304. maddesi) gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, dahili davalı-birleşen davada davacı … … A.Ş. vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden dahili davalı …’na iadesine, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 14,90 TL’nin temyiz eden davalı-birleşen davada davacı … … A.Ş.’den alınmasına, 10.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.