YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/157
KARAR NO : 2020/1752
KARAR TARİHİ : 25.02.2020
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı-davalı vekili ve katılma yoluyla davalı-davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-birleşen dosyada davalı … vekili; evlilik birliği içerisinde edinilen davalı-birleşen dosyada davacı adına kayıtlı taşınmazlar yönünden yapmış olduğu katkının karşılığı olan fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 93.125,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiş, birleşen dava konusu taşınmazın edinilmesinde davalı-.birleşen dosyada davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen dosyada davacı … vekili; davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek asıl davanın reddini savunmuş, birleşen dosyada evlilik birliği içerisinde edinilen davacı-birleşen dosyada davalı adına kayıtlı bir adet taşınmaz ile ilgili olarak fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 13.702,06 TL alacağın faiziyle davacı-birleşen dosyada davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, asıl davanın kısmen kabulü ile davalı-birleşen dosyada davacı adına kayıtlı yedi adet taşınmaz yönünden toplam 64.775,60 TL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline ve fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen davanın kabulü ile 13.702,06 TL’nin dava tarihinden itibaren faiziyle davacı-birleşen dosyada davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir. Her iki taraf vekillerince temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire’nin 2014/14155 Esas ve 2015/2145 Karar sayılı ilamıyla, birleşen dava konusu taşınmazın birleşen dava tarihi itibariyle değerinin esas alınması hususunda birleşen dosya davacısı lehine ve yapılacak hesaplamada taraf gelirleri dışında tarafların kişisel mallarının da dikkate alınması gerektiği hususunda her iki taraf lehine birleşen dava yönünden hüküm bozulmuş, asıl davaya yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek asıl dava yönünden hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl dava yönünden mahkemenin 25.12.2013 tarihli ve 2005/483-2013/1604 sayılı kararı kesinleştiğinden asıl dava yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1 nolu taşınmazdan kaynaklanan 53.819,97 TL katkı payı alacağının 27.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür esas olmamak üzere davacı-birleşen dosyada davalı …’den alınarak davalı-birleşen dosyada davacı …’a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde her iki taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı-birleşen dosyada davalı … vekilinin tüm ve davalı-birleşen dosyada davacı … vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı-birleşen dosyada davacı … vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, her ne kadar tek bir birleşen dava dosyası var gibi kabul edilerek hüküm tesis edilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde bozmaya konu edilen ve davalı-birleşen dosyada davacı … vekili tarafından 27.07.2011 tarihinde açılan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 13.702,06 TL talepli dava dışında yine davalı-birleşen dosyada davacı … vekili tarafından 02.04.2014 tarihinde ikame edilen ve Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2014/457 Esas ve 2016/571 Karar sayılı dosyası ile birleşen, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL alacak talepli ikinci birleşen davanın bulunduğu sabittir.
HMK’nin 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Ayrıca; 6100 Sayılı HMK’nin 166. maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup, birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Mahkemece, temyiz edenin sıfatı ve kazanılmış müktesep haklar birleştirilen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, belirtilen ilkeler gözardı edilerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı-birleşen dosyada davacı … vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı-birleşen dosyada davalı … vekilinin tüm ve davalı-birleşen dosyada davacı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-birleşen dosyada davacı …’a iadesine ve 1.183,00 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 3.547,14 TL’nin temyiz eden davacı-birleşen dosyada davalı …’dan alınmasına, 25.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.