YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1598
KARAR NO : 2021/2094
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, tarafların 2005 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde edinilen malların tasfiyesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL katılma alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Bozma sonrası harcını yatırmak suretiyle sundukları 01.10.2019 tarihli dilekçeyle talep miktarı 56.565,24 TL’ye arttırılmıştır.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davalı adına kayıtlı banka mevduat hesabında bulunan 42.454,07 TL’nin tasfiyeye tabi edinilmiş mal niteliğinde olduğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile 21.227,03 TL katılma alacağının boşanma kararının kesinleştiği 31.05.2011 tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Daire’nin 17.06.2014 tarihli ve 2013/14162 Esas, 2014/12725 Karar sayılı ilamıyla, mahkemece davalının kişisel mal iddiaları üzerinde gereği gibi durularak araştırma ve inceleme yapılması ve katılma alacağına karar tarihi 04.04.2013 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönlerinden hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen ikinci kararda, bozma doğrultusunda davalının kişisel malı olup olmadığı yönünde araştırma yapıldığı ve bilirkişiden davalının tasfiye tarihinde bankalarda mevcut mevduatı olup olmadığı, var ise bunun kişisel mal olup olmadığı konusunda ek rapor alındığı ve bilirkişi ek raporuna göre tasfiye tarihi olan boşanma dava tarihinde bankalarda davalıya ait herhangi bir mevduata rastlanmadığı tesbit edildiği, buna göre önceki gibi karar verilmesi gerektiği kesin kanaat ve sonucuna varılmakla davanın kısmen kabulü ile 21.227,03 TL’nin 04.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Daire’nin 27.03.2018 tarihli ve 2016/2021 Esas, 2018/9982 Karar sayılı ilamıyla, Türk Telekom Personeli Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığından davalının banka hesabına tasfiye ödemesi ve temettü ödemesi adı altında yatırılan paraların kaynağı araştırılmak, ilgili kurumdan evlilik birliği içinde davalının hesabına tasfiye ve temettü ödemesi adı altında yatırılan bu paraların neye istinaden ödendiği ve kaynağı sorularak paraların kişisel mal olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra davacının katılma alacağı hesap edilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde verilen son kararda davanın kabulü ile; 56.565,24 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir.
Somut olayda dava hakkında verilen karar yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, Yerel Mahkeme Daire bozmasına uymuştur. Dosya kapsamındaki bilgi ve belge incelendiğinde evlilik birliği içinde… Personeli Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığından davalının hesabına tasfiye ve temettü ödemesi adı altında yatırılan paraların neye istinaden ödendiği ve kaynağı sorularak paraların kişisel mal-edinilmiş mal ayrımının doğru şekilde yapıldığı, hesaplamada yine Yasa ve yerleşik içtihatlara uygun şekilde mal rejimi sona erdiğinde mevcut paranın tasfiye tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değeri tespit edilip bu değer üzerinden katılma alacağının hesaplandığı ve sonuç alacak miktarının 56.565,24 TL olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte Mahkemenin bozma öncesi kısmen kabul ile 21.227,03 TL alacağın tahsiline dair ilk hüküm sadece davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacının hükmü temyiz etmediği gözetilmeden, usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olarak önceki hükümden daha fazla miktar olan 56.565,24 TL alacağa hükmedilmesi hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, 21.227,03 TL katılma alacağının tasfiye tarihi olan 28.11.2019 tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar vermek olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle usuli kazanılmış hak ilkesine uygun şekilde katılma alacağına hükmedilmek üzere hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.