Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1687 E. 2021/5183 K. 16.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1687
KARAR NO : 2021/5183
KARAR TARİHİ : 16.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı vekili, davalı tarafından müteveffa Kemal Aydoğmuş’un akıl zayıflığı ve bakıma muhtaç olması durumu suistimal edilerek 2299, 2300, 2428, 1744, 259, 269, 268, 2646, 3838, 5525 parsel sayılı taşınmazların davalı adına kayıt ve tescil edilmesi üzerine tapu iptali tescil davası açıldığını, davanın kabulüne karar verilmesine rağmen taşınmazların halen davalının kullanımında bulunduğunu belirterek 11.09.2006 tarihinden dava tarihine kadar fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50,00 TL ecrimisil, 50,00 TL tarımsal destekleme bedelinin müvekkilinin miras payı dikkate alınarak dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı asil, taşınmazın hisseli olması ve başka kimse tarafından ekilip biçilmemesi nedeniyle taşınmazı ekip biçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava şartlarından ilki ve en önemlisinin kötü niyet olup kanunun iyi niyetli olunmaması durumunu aradığı, iyi niyetli olmayan zilyedin burada haksız bir saldırısının da bulunmadığı, haliyle söz konusu davada tanık beyanları da göz önüne alınarak haksız bir saldırı da bulunulduğunun söylenmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki davacının annesinin davalının yanında kalmasının da bu hususu ispatladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik ecrimisil ve doğrudan destekleme prim alacağı istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibi olan malikin, hak sahibi ve iyiniyetli olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Öte yandan; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olayın incelenmesinde, kayden tarla vasıflı 2299, 2300, 2428, 1744, 2646, 3838 parsel sayılı taşınmazların davacı ve davalı ile dava dışı üçüncü kişiler, 259, 269, 268, 5525 parsel sayılı taşınmazların ise davacı ile dava dışı üçüncü kişiler arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle, çekişme konusu taşınmazların davalı kullanımında olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalının iyiniyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Eldeki davanın davacısı tarafından davalı aleyhine 05.10.2007 tarihinde açılan ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil talepli davada Şefaatli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/54 Esas-2013/76 Karar sayılı, 19.09.2013 tarihli ilamı ile 2299, 2300, 2428, 1744, 259, 268, 2646, 3838, 5525 parsel sayılı taşınmazlardaki… adına kayıtlı olan 1/3 er hisselerin, 269 parsel sayılı taşınmazdaki 1/4 hissenin iptali ile muris Kemal Aydoğmuş mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş, karar Yargıtay denetiminden geçerek 10.02.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Tescilin iptali kararı yenilik doğurucu değil açıklayıcı nitelik taşır. Bu durumda davalı tarafından mülkiyetin hiç kazanılmadığının kabulü gerekir. Geçerli bir hakka dayanmayan kullanımın iyiniyetli olamayacağı ve bu hususun tapu iptal ve tescil ilamı ile de kesinlik kazandığı hususu değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 16.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.