YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1756
KARAR NO : 2021/5140
KARAR TARİHİ : 16.06.2021
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2017/25 Esas, 2018/808 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, davacının mazbut …’nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir.
Davalı vekili, iki ayrı vakfiyede de vakfın kendi soyundan gelen evladına galle fazlası bırakmadığı beyan edilerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, vakfiyede galle fazlasının evlada bırakılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı vekilince istinaf isteminin esastan red kararı temyiz edilmiştir.
Dava, davacının mazbut vakıf olan …’nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların … tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun’un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar, amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “hayrî vakıf” ve “zürrî vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan zürri vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır. Zürri vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen hayri koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür. Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda Evladiye Davaları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, Ankara 1998, s. 145-146; Uluç, Y.:Vakıflar Hukuku ve Mevzuatı, Ankara 2008, s. 49).
Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada veya üçüncü bir kişiye şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin veya lehine galle fazlası şart kılınanın soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada veya lehine galle fazlası şart kılınan vakıflarda galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden veya lehine galle fazlası şart kılınan ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile galle fazlası vakıfın evladlarına şart kılınmış ise vakfeden ile evlad dışındaki üçüncü kişiye şart kılınmış ise galle fazlası şart kılınan kişi arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (… Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu …’nın 775 H. (1374 M.) tarihli vakfiyesinde, galle fazlasının vakıf kurucusu… el-Eşrefi’nin evladına şart kılınmadığı, vakfın galle fazlası ve tevliyetinin… … el-Vefaî Hazretlerine, sonra batın tertibi üzere ve nesiller boyu…’in evladlarına şart kılındığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacının dava konusu vakfın galle fazlasından faydalanmaya yönelik olarak eldeki davayı açtığına göre, galle fazlası lehine şart kılınan… … el-Vefaî Hazretleri ile davacı arasında soybağı olup olmadığı üzerinde durularak davacının nüfus kayıtları esas alınarak gidebildiği kadar üstsoyuna ve bunların bütün mirasçılarına ait nüfus kayıtları getirtildikten sonra daha önce verilmiş ve kesinleşmiş galle fazlasına müstehak evlat kararları varsa adı geçen vakıf evlatlarının açık kimlik ve nüfus kayıtlarına göre bir soyacağı çizelgesi çıkartılarak, davacının bulunduğu kuşağın (batın) tam olarak belirlenmesinden sonra üst batında sağ evlat bulunup bulunmadığının denetime elverişli bilirkişi raporuyla tespit edilip, üst batında sağ evlad bulunmadığı takdirde galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesinin 05.03.2020 tarihli ve 2019/7 Esas, 2020/282 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.