Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1839 E. 2021/5425 K. 23.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1839
KARAR NO : 2021/5425
KARAR TARİHİ : 23.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Paydaşlar Arası Ecrimisil Ve Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili; müvekkilinin, Ankara İli, Keçiören İlçesi, 32229/4 parsel 3 nolu, 4139/8 parsel 17 nolu ve 4138/10 parsel 7 nolu bağımsız bölümler üzerinde davalı ile birlikte paydaş olduklarını, 7 nolu bağımsız bölümde davalının oturduğunu, taşınmazın kullanımına ilişkin zımnî onaylarını, gönderilen ihtarname ile 01.12.2013 tarihinden geçerli olmak üzere geri aldıklarını, ancak davalının haksız işgaline devam ettiğini, bu nedenle 7 nolu bağımsız bölüm yönünden Aralık 2013 ayı için 130 TL ecrimisil ödenmesini, diğer iki taşınmazın ise davalı tarafından kiraya verildiğini, kira bedelinin tahsil edilmiş olmasına rağmen, müvekkilinin 1/5 payına düşen miktarın ödenmediğini belirterek 3 nolu bağımsız bölüm için Ağustos 2012-Kasım 2013 arası 5.200 TL, 17 nolu bağımsız bölüm içinse Temmuz 2012-Kasım 2013 arası 2.210 TL ödenmemiş kira alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin 7 nolu bağımsız bölümde işgalci olmadığını, davacının onayı ile oturduğunu, istenen ecrimisil miktarının fahiş olduğunu, 3 nolu bağımsız bölüm için istenen miktara bir itirazlarının olmadığını, 17 nolu bağımsız bölümün ise 05.06.2012 tarihinde aylık 600 TL’den 1 yıllık kiraya verildiğini, ancak 4 aylık kiranın tahsil edildiğini, sonrasında 01.08.2013 tarihinde 650 TL’den 1 yıllık başkasına kiralandığını, ondan da 4 aylık kira tahsil edildiğini, taşınmazların tamamının miras yolu intikal ettiğini, dava konusu taşınmazlar dışında İzmir, Isparta ve Mersin’de de 3 taşınmazın daha olduğunu, murisin ölümünden beri taşınmazlarla müvekkilinin ilgilendiğini, bir çok masraf yaptığını, davacının nasıl miras şirketinin gelirlerinden hissesine düşen miktarı talep ediyorsa miras şirketinin giderlerine de hissesi oranında katılmak zorunda olduğunu, davacının alacağının belirlenmesinden sonra miras şirketi için yapılan giderlerin takas ve mahsubuna, davacının alacağının çıkmaması durumunda dayanaksız bulunan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; taşınmazların toplam gelirinin 36.243,33 TL olarak hesaplandığı, tüm taşınmazların giderinin 15.803,50 TL olarak belirlendiği, bu miktarın masraf olarak mahsup edilmesinin uygun olacağı, taşınmazların yönetim ve masraflarının davalı tarafça yapıldığının ispat gördüğü, mahsup sonucu 20.439,83 TL kaldığı, davacının hissesine düşen miktarın 4.087,97 TL olduğu belirtilerek, bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arası ecrimisil ve kira alacağı istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi asliye hukuk mahkemelerinin, 4. maddesi ise sulh hukuk mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir. 2.madde; “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” 4/1-a bendi ise; “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler” şeklindedir.
Somut olayda, davacının dava dilekçesinde açıkça belirttiği üzere, talebin; 7 nolu bağımsız bölüm için payı oranında ecrimisile, 3 ve 17 nolu bağımsız bölümler içinse davalı tarafından kiraya verilen bu yerlerden kendisine ödenmemiş kira alacağının hissesi oranında tahsiline ilişkin olduğuna göre; 3 ve 17 nolu bağımsız bölümler yönünden davanın tefrik edilerek sulh hukuk mahkemesi görevli olduğundan, görevsizlik kararı verilmesi, 7 nolu bağımsız bölüm bakımından ise talep doğrultusunda ecrimisil belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan, (1) numaralı bentte sayılan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 23.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.